Archive for May, 2011

May 31, 2011

Seçim notları

by Azad Alik

Sırrı Süreyya ÖNDER
Alanlarda çalışırken hak ihlalleri bahsinde net bir tavrın içinde durmaya gayret ediyoruz.

Gelin görün ki bunu yaparken, kendimiz hiçbir mazeretle açıklanamayacak ihmaller ve özensizliklere düşüyoruz.

Böyle durumlarda yapılacak tek şey özür dilemek ve ders çıkarmaktır.

Bunu samimiyetle yapamayanlar “Bir hatayı büyütmek istiyorsanız onu savunun” sözündeki duruma düşerler.

Bu hataların birincisi, LGBT bireylerin durumuna dair seçim bildirgemizde yer alan yaklaşıma broşürümüzde yer vermemek şeklinde gelişti.

Bu hatanın nasıl bir trafik içerisinde vuku bulduğunu paylaşmak ve özür dilemek için LAMBDA Derneği’nde bir buluşma düzenledik.

Orada bütün açıklığıyla bunun hesabını verip özür diledim.

Çıkardığımız sonuç: Eşcinsellerin duyarlılıklarına, sorunlarına ve durumlarına daha yakın ve içeriden durmaya karar vermek şeklinde oldu.

Bu özürümün LGBT bireylerle sınırlı kalmaması için bunu kamoyuyla da paylaşmayı bir görev bildim. İkinci buluşma aralarında ağırlıklı olarak feministlerin bulunduğu kadınlarla oldu.

Böyle bir düşüncede olmamama rağmen, dilime sızan “Maço” kavramların kullanımından doğan sorunlar ve bunların vahameti dile getirildi.

read more »

Advertisements
May 30, 2011

“Anti-Hamam Confessions”, Gülsün Karamustafa, May 27–June 25, 2011, Rodeo, İstanbul

by Azad Alik

Gülsün Karamustafa

“When I was asked to do a piece on the topic of the hamam, I was very annoyed at first as it would have been the last thing that would interest me. As a citizen of Istanbul I had never been to a hamam and my family were not interested in hamams either. The hamam was completely historical for us, a place we were told stories about – but in a way we admired the architecture. City life and its conditions, what with modern apartments containing bathrooms, never raised a need for including the idea of the hamam into our lives.

Then I thought it would be interesting to share my ideas and feelings with the audience. Why I am only enchanted by the history related to hamams but how I do not like the way they exist today.

read more »

May 30, 2011

Tarafsızlık kurbanı yeniden kurban eder

by Talin Suciyan

Talin Suciyan

Geçtiğimiz Cumartesi günü, Stuttgart Üniversitesi’nde “1912 – 1922 : Ermeni, Süryani, Rum Soykırımı ve Türkiye’nin İnkâr Politikası” başlıklı bir panel ve ardından da tartışma olacaktı. Fakat üniversite yönetimi bu faaliyete ev sahipliği yapmaktan son anda vazgeçti. Gerekçe ise, “Berlin’den Türklerin protesto eylemleri ve üniversitenin taraftsız kalması gerektiği” oldu. Üniversitenin bu kararı üzerine, paneli düzenleyenler; Asuri – Süryani Demokratik Örgütü Orta Avrupa Bölümü, Avrupa’da Yaşayan Pontus Rumları Derneği ve Soykırımı Tanıma Grubu panelin yerini değiştirdi.

Panelde Dr. Tessa Hofmann’ın  “Verfolgung, Vertreibung und Vernichtung der Christen im Osmanischen Reich 1912-1922” (1912 – 1922 Osmanlı İmparatorluğu’nda Hıristiyanların Maruz Kaldığı Zulüm, Yerinden Etme ve İmha) başlıklı kitap yazarın da katılımıyla tartışıldı. Panelin diğer katılımcıları ise, Asuri – Süryani Demokratik Organizasyonu’ndan Abdulmesih Barabraham, SPD’nin Baden Wüttemberg eyaletindeki yerel örgütlenmesinden Axel Zimmermann ve Soykırım Karşıtları

read more »

May 28, 2011

Sorumluluk, “Kahramanlık” ve Sırrı Süreyya Önder

by Ayda Erbal

Sorumluluk, “Kahramanlık” ve Sırrı Süreyya Önder    [1]

Ayda Erbal[2]Erdem Özgül[3]

Ahmet İnsel’in 26 Nisan 2011 tarihli Radikal yazısının başlığı Katilden Milli Kahraman Olur Mu?[4] diye soruyordu. Taner Akçam’ın 1996 yılından bu yana yazdığı eserlerinden anladığımız kadarıyla katilden kahraman olması bir istisna değil hatta neredeyse eşyanın tabiatından olmuştur. İşin ilginç tarafı muktedirin bilinçaltı da her yerde benzer çalışır, katile direnişin sembolü[5] muktedirin elinde başka bir katledilmenin meşrulaştırılmasına bile malzeme olabilir. Amerikan SEAL kuvvetlerinin Osama Bin Ladin’i öldürdüklerini iddia ettikleri operasyonun adını Geronimo koymuş olmaları gibi… Beyaz adam dünya üzerinden kendisi gibi olmayanı yok etmekle yetinemeyip, tarihinin cinai sayfalarına yenilerini eklerken bilinçaltında hep en eski ve en büyük suçunu işler durur, inkar edilemeyecek olan bir yerden gelip muktediri bulur. Bunda belki de özellikle karşılaştırmalı dünya tarihi düşünüldüğünde pek de şaşıracak bir şey yoktur. Ancak bizi şaşırtan bu katillerden kahraman yaratma kervanına Sırrı Süreyya Önder’in de katılmış olmasıdır. 

read more »

May 26, 2011

Ruhlar Konağı*

by Azad Alik

Vahe Tachjian

Ekim 2010’da Beyrut’taydım. Arkeolog ve aynı zamanda tarihçi olan bir arkadaşımı ziyaret etmiştim. Kendisi bir araştırma gezisi için gittiği Sis – Kozan’dan yeni dönmüştü. Büyük bir sevinçle bana çektiği fotoğrafları gösteriyordu. Çektiği fotoğraflar arasında Sis – Kozan’ın en güzel evlerinden biri olan Yaverin Konağı’nın fotoğrafları önemli bir yer tutuyordu. Arkadaşım bu evin bir Ermeni’ye ait olduğunu ve yıllarca kaderine terk edilmiş ve yarı yıkılmış bir halde olduğunu anlattı. Son dönemde ise, AK Parti’li belediyenin girişimiyle Konak restore edilmiş,  otel-restorana çevrilmiş ve Sis – Kozan’ın en gözde turistik mekânlarından biri haline gelmiş. İnternette, konağın resimlerinin, içinin ve odalarının dekorasyonunun görüldüğü bir websitesi bile var.

Buraya kadar herşey gayet normal. Hatta, eski bir yapıyı aslına uygun şekilde restore etmek, arada sırada eski sahiplerini de anma cesareti göstermek övülesi bir şey. Sonuç olarak bu adımlar, Ermenilerin yoğun olarak yaşadıkları bölgelerden onlara ait tüm şahsi ya da cemaate ait yapıları yok ederek, Ermenilerin izlerini silmeye çalışmakla karşılaştırıldığında tercih edilesi adımlar.

Ama bütün bunların yanında başka bir şey daha var: Arkadaşımın gösterdiği Yaverin Konağı’nın resimleri, büyük dedem Krikor Mcrkyan’ın (Yaver Efendi deniyordu kendisine) evinin resimleriydi… Bu nedenle fotoğraflar beni derinden etkilendi. Bu karşılaşmaya kadar, Konak aile hafızamızda önemli bir yere sahipti. Yıllar geçtikçe yaşlılar ölmüştü ve genç kuşaklar bu konağın Sis – Kozan’ın eski ya da yeni görünümünde nasıl bir yere sahip olduğunu bilecek durumda değildi. Ancak evin yeri sadece coğrafi bir referans değil, aynı zamanda kişisel anıların dolu

read more »

May 25, 2011

A few e-mails on Mladen Stilinovic

by elif gül tirben

Mladen Stilinovic

Merve Ünsal, İpek Kuran, m-est, May 9, 2011

Below is an e-mail dialogue between İpek and myself. Why Mladen Stilinovic? Why publish it now? I think the answer is hidden somewhere between a rapidly developing art world, what it means to produce work in 2011 and the visceral experience of the political, the aesthetic and the human in an object as simple as a handmade book. But, I’m not quite sure.
Merve Ünsal

Dear Merve,

Last summer, I got a chance to see Mladen Stilinovic’s artist’s books at the e-flux project space. When I saw the exhibition, I already knew he was an Eastern European artist who produced during a time of war, conflict and strong political divide between, what in the 20th century might have been appropriately called, the East and the West. During a talk at Cooper Union, I saw the way he talked about being an artist at that certain time and place and the struggles he faced in representation, exhibition and recognition. This is precisely why I consider myself a partial viewer.

I read Stilinovic’s discussion of the color red in one of his books that was exhibited at e-flux and the need to de-symbolize it; I could generalize his arguments to re-evaluate the role all prior knowledge in

read more »

May 23, 2011

Tecavüz, ama nasıl?

by Azad Alik

Teaandbiscuits

Dilin kemiği yok ki! İngiltere Adalet Bakanı Kenneth Clarke, bu sözün ne anlama geldiğini yakın zamanda en iyi anlayanlardan biri olmalı kuşkusuz. Dile kolay, Clarke radyoda katıldığı canlı yayında hırsızlık, tecavüz gibi kimi suçlardan hüküm giymiş kişilerin, yasal sürecin başlarında suçlarını kabul etmeleri halinde cezalarının yarı yarıya azaltılmasına yönelik önerilerini – altını çizelim, sadece öneri- anlatıyordu. İngiltere’de tecavüz suçunun cezasının beş yıl olduğunu anlatan bakan, buna reşit olmayan kişilerle girilen ilişkilerin de dâhil olduğunu ekledi. Ardından “Şiddet içeren ve kadının rızası olmadan yaşanan ciddi bir tecavüzde ise bundan daha ağır bir ceza veriliyor” dedi. Yani bakan Clarke, kimi tecavüz vakalarının diğerlerinden daha “ciddi” olduğunu söyleyiverdi. Daha doğrusu tecavüzden bahsederken “ciddi” ya da “tam” gibi

read more »

May 22, 2011

“Ermenileri tek bir kültür ve tek bir millet olarak tahayyül etmek mesnetsiz bir iddiadır*”

by Talin Suciyan

Talin Suciyan

Hraç Bayatyan’la geçen sonbaharda, Red Thread isimli internet dergisinin açılışı için İstanbul’a geldiğinde bir söyleşi yapmıştım. Bu söyleşi daha sonra Agos Gazetesi’nde yayımlandı.  Başbakan  diyasporayı bu sefer de seçim kampanyalarında en hafif şekliyle söylemek gerekirse  bir ‘olumsuzlama’ olarak kullanırken, kelimenin kimleri nasıl kapsadığına ilişkin bir kısmı da olan bu söyleşiyi Azadalik okurlarıyla paylaşmanın anlamlı olabileceğini düşündüm. Hraç Bayatyan, Ermenistan’da kültürel incelemeler alanında çalışıyor. İletişim tarihi, küreselleşme ve toplum konularında dersler veriyor.

Şu anda yaşadığımız milliyetçiliğin 60’lı yılların etkisinde olduğunu söylüyorsunuz, biraz açar mısınız, tam olarak ne demeye çalışıyorsunuz?

Modern milli kimlik kurgusu 19. Yüzyıldan başlayarak Abovyan’lar, Nalbantyan’lar ile gelip, sonra Hovhannes Tumanyan’lar ile devam ediyor. Daha sonra ise 60’larda yani, Sovyetler döneminde, yeni entelektüeller şekillenmişti. Onlar, 19. yüzyıldaki ya da Ekim Devrimi’nden önceki entelektüeller gibi değildi. 60’ların Sovyet Ermenistan’ınında soykırım konusu etrafında şekillenen…

read more »

May 21, 2011

Daily life of Armenians before 1915: Local histories, dialects, letters and more, on Houshamadyan website

by Azad Alik

Houshamadyan is a website project to reconstruct daily life and social environment of the Ottoman Armenians before 1915. The project’s research areas include social history, the history of daily life, local microhistory, dialects, music, literature and material culture. The collection and preservation of culturally valuable artifacts of all kinds produced by the Ottoman Armenians such as musical recordings of historical value, old photographs, pictures, old film footage, oral history recordings etc. are of special importance. Similarly printed books, periodical publications and archival material, or papers in individual collections such as correspondence, unpublished notes, official documents, autobiographical details are important source for Houshamadyan.

Houshamadyan places great importance on individual’s archives to enrich the project. Historian Dr. Vahe Tachjian who initiated Houshamadyan, invites each visitor to share his or her personal archives, photographs, books, memoirs and any kind of information that…

read more »

May 20, 2011

Bir 19 Mayıs Hatırası

by elif gül tirben

“Zamanın yüzeyde bıraktığı izleri kapatan duvar kağıdı, bir yandan da çevresindeki yaşam izlerini açık etmeye başladı. Kapatma açmaya, açma kapatmaya dönüştü. Bu katmanın üzerinde anlattığım resimli hikayelerde kullandığım, çoğunlukla doğal, geçici malzemeler zamanın kayganlığını daha çok hissettirir oldu. Kollektif  belleğe ait imgeleri, belleğimin yanılttığı ve yanıltmadığı kadarıyla  yüzeye çıkartmaya çalıştım. Bu hikayeler Apel 5/2’ nin duvarlarındaki izlerle örtüşerek, örterek, kesişerek yeni bir izlek oluşturdu.” (Bahadır Yıldız, 2008)

Bahadır Yıldız,   2008 yılında gerçekleştirdiği “Son Katman” adlı kişisel sergisinde, daha önceki çalışmalarında da olduğu gibi, gündelik hayatta çoğunlukla dönüp yüzüne bakmadığımız “adi malzemeleri”, kendi imgeleminden süzülen sıradışı anlatılara dönüştürüyor. İstenmeyeni örtmek için kullanılan duvar kağıdı, iktidarın fiziksel, ruhsal ve zihinsel olarak hizaya soktuklarını, hizaya sokulanların ne hale geldiğini, biçimde kimi zaman çok renkli, kimi zaman birkaç rengin etkisinde, ama her zaman detaylarda gizli, ürpertici bir tekinsizlikle açığa çıkarıyor.

Zihnin yüzeye vurduğu, kolektif  hafızamızda yer

read more »

%d bloggers like this: