Archive for June, 2011

June 30, 2011

Çandar’ın PKK Raporu; Psikolojik Bir Kırılma

by Azad Alik

Hamza Aktan

Türkiye’nin PKK kurulduğu ve silahlı mücadeleye başladığı günden bu yana bu örgüt etrafında inşa edip yürüttüğü paradigma, aradan 30 yıl geçtikten sonra kendisinin de üzerine bir yük olacak şekilde yerleşip kaldı. Sorunun çözümünün ötesinde geniş bir kamusal düzlemde incelenip tartışılmasını da çoğu zaman imkânsızlaştıran bu siyaset halen Türkiye toplumunun önünde bir engel olarak durmaya devam ediyor.

Bu güçlü, sarsılmaz paradigmayı yakın tarih boyunca zorlayanlar da çoğunlukla bu paradigmanın öte tarafında yer alan Kürtler olduğu için bunun aşılması günümüze kadar bir gerçekçi imkân haline gelemedi. PKK’nin özetle, temsil ettiğini iddia ettiği Kürtlerle herhangi bir organik bağa sahip olmayan, rasyonellikle ilişkisi kesilmiş bir “terörist” örgüt olduğunu savlayan bu paradigma, etrafına örülen güçlü yasal dayanaklarla 80’lerden bu güne ülkenin en azından batısının yerleşik algısı haline geldi.

read more »

Advertisements
June 29, 2011

Bir Talihsiz Rastlaşma ya da Düğün ve Cenaze

by Azad Alik

26 Haziran 2011, Taksim - Sinem Mucur

Salih Canova

Amerikalı siyah travesti Marsha P. Johnson New York’ta yaşayan LGBTT’lerin (lezbiyen, gey, biseksüel, travesti ve transseksüel)uğrak yeri Stonewall Inn adlı bara düzenlenen polis baskınlarından bıkıp, 28 Haziran 1969 gecesi elindeki şişeyi polise fırlattığında bu şişenin özgürlük mücadeleleri tarihinde önemli bir yer edinecek bir isyanın işaret fişeği olacağını bilemezdi elbet. 28 Haziran gecesi New York’ta başlayan isyan dünyayı öyle derinden sarstı ki, o güne kadar “hasta” kabul edilerek insan olma “onur”ları ellerinden alınan LGBTT’ler, dünyanın hemen her yerinde, farklı biçimlerde olsa da “iade-i itibar” için mücadele etmeye başladı ve bir çok ülkede de onurlu bir yaşam için haklarını kazandılar. Hal böyle olunca her yıl Haziran ayının son Pazar gününü de LGBTT Onur Günü olarak kutlamayı ihmal etmediler.

read more »

June 29, 2011

İkinci Gomidas Olayı

by Azad Alik

Gomidas Portresi Detay -Sarkis Muradyan

(Editör’ün notu: Anadolu’nun ilk klasik müzik bestecisi ve halk müziği derleyicisi Gomidas Vartabed hakkındaki ayrıntılı bilgiye ve eserlerinden bazılarının müzik dosyalarına http://www.komitas.am/eng/index_eng.php adresinden ulaşabilirsiniz. Gomidas Vartabed’in isminin iki yazılımı arasındaki fark Batı ve Doğu Ermenice seslendirme ve yazılım farkından kaynaklanmaktadır.)

Ragıp Zarakolu

Sevgili, saygıdeğer Patrik II. Mesrop, Ermeni halkının ikinci kez yaşadığı Bir Vartabed Gomidas olayı bence.
Her ikisi de, gerek Vartabed Gomidas, gerekse Mesrop Mutafyan iki korku ve dehşet döneminin kurbanı.
Onlar, kendi toplumlarının karşı karşıya bulunduğu tehditlerin bedelini kendi ruhları ile ödediler.

read more »

June 27, 2011

Bishop and Criswell, “New Works”

by elif gül tirben

30 May 2011

Contemporary art is a production that is born out of the social life and therefore, it inevitably reflects the visual culture formed by the society. However, in today’s world where the new is constantly produced and instantly consumed, and where resisting localities, alternative discourses and practices become a meta only to be united with the system, contemporary art bares the necessity to stay at a certain distance from the visual language that society creates. Furthermore, being a step ahead of the moment is also what “contemporary” necessitates and means:

read more »

June 24, 2011

Bir Türkiye Öyküsü; Hatip Dicle Olayı

by Azad Alik

Hamza Aktan

Kürt meselesinin diğer birçok veçhesinde olduğu gibi Hatip Dicle’nin milletvekilliğine yönelik Yüksek Seçim Kurulu’nun ret kararı da Türkiye’de Kürt meselesinde süregelen devletin yarattığı kendi değerler dizgesinin neticelerinden. Bu değerler dizgesi çok uzun yıllardır devam ettirildiği için de normal bir ülkede karşılaşılmayacak durumlar Türkiye’de sıradanlaşıp mümkün hale gelebiliyor.  YSK’nın esasen önüne gelen dosyayı Türkiye’de verili hukuk çerçevesinde değerlendirip ‘kanuna’ uygun şekilde, oybirliğiyle onamasını bu derece kolaylaştıran da bu yapısal durumun kendisi.

YSK, Dicle’nin vekilliğini iptal kararını

read more »

June 23, 2011

NTV’den seçimleri takip edememek!

by Talin Suciyan

Türkiye’de haber yayıncılığının çıtasını yükseltmiş olduğunu söyleyebileceğimiz NTV’yi seçim günü izlemek tam bir eziyetti. NTV’nin programcıları, ısrarla Bağımsız Adayların milletvekili sayılarını bildirmediler. O kadar ki, Bağımsız Adayların kaç milletvekili çıkardıklarını başka kanallardan öğrendik. Ancak tabii, NTV’nin son dönemdeki hükümet yanlısı tutumunu kristalize eden olay, Vedat Türkali’nin Banu Güven’in programında “Oyum gerillaya, Öcalan’a selam ve sevgilerimi gönderiyorum” demesi ve ardından Banu Güven’in acilen tatile çıkarıldığı iddiaları ile programın kaydının internetten kaldırılması oldu.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın seçimlerden önceki son televizyon programını NTV’de yaparken, öncelikle Ruşen Çakır olmak üzere, karşısındaki gazetecileri nasıl susturup azarladığı da hesaba katılırsa, NTV’nin seçim günü izlediği yayın politikası daha iyi anlaşılabilir. Ruşen Çakır’ın Hopa’da polisin aşırı biber gazı kullanması sonucu nefes darlığı ve kalp krizi sonucu hayatını kaybeden Metin Lokumcu’nun kendi akrabası olması hasebiyle

read more »

June 22, 2011

Bishop ve Criswell, “Yeni İşler”

by elif gül tirben

30 Mayıs 2011

You can read the text in English here

Güncel sanat, toplumsal hayatın içinden doğan ve kaçınılmaz olarak onun yarattığı görsel kültürü yansıtan bir üretim biçimi. Ancak, yeninin her an yeniden üretildiği ve tüketildiği, buna meydan okuyan yerelliklerin, alternatif söylem ve pratiklerin birer meta olarak sistemle hızla bütünleştiği günümüzde, güncel sanatın, topluma ve onun ürettiği görsel dile mesafeli durması, zamanının her an bir adım ötesini işaret etmesi “güncel”in tanımı ve gereği: “Güncellik, insanın kendi zamanıyla tekil olarak kurduğu, ona hem dahil olduğu hem de mesafeli durduğu bir ilişki biçimidir. Tam olarak, zamanla kurulan bu ilişki, zamana bir ayrım ve anakronizm üzerinden eklemlenir. Dönemleriyle fazlasıyla örtüşenler, ona kusursuzca bağlı olanlar, onu görmeyi beceremedikleri, bakışlarını ona keskinlikle doğrultamadıkları için her anlamda güncel değildirler.” [1]

Michael Bishop ve Lynn Criswell’in İstanbul’da, Sabancı Üniversitesi’ne ait Kasa Galeri’de gerçekleşen “Yeni İşler” adlı sergisindeki işler, bu anlamda hem zamanlarına dahil olmayı, hem de ona belli bir mesafeden bakmayı beceriyor. Michael Bishop’ın açık alanlarda rastladığı mekanik nesneleri fotoğrafladığı keçe üzerine basılı işleri, bugünü, keçenin yardımıyla başka bir zamanda konumlarken, üzerlerine basılı metinlerle, yansıttıkları coğrafyalardan çok uzaklara sesleniyor. Lynn Criswell ise toplumdaki mekanizasyonun ve kitle üretiminin getirdiği yabancılaşmaya karşı durduğu işleriyle, gündelik hayatın en temel faaliyetlerinden biri olan yemek yeme ritüelini, görsel bileşenlerine ayırıp, onları kendine has stratejilerle kendi görsel evrenine..

read more »

June 18, 2011

Ebru – Weaving the Myth of a Europeanizing Turkey – 2

by Azad Alik

Hrach Bayadyan

HETQ – There is no need to prove that the vast majority of who is photographed, in comparison to the photographer (and the other project authors) is on a very low level of existence, if we can ascribe any social level at all, say, to the Sarikecili tribe living in the Taurus Mountains. This difference consists of numerous composite elements, but in this case what is more important is who has the occasion to represent the other; to photograph and tell stories.

This privilege is a benefit to those who are looking for a new language “to make cultural diversity in Turkey visible and intelligible” via the Ebru project (one can also add controllable: knowledge/power relationship). At the same time, it is obvious that “cultural diversity”, deprived of historical-geographic depth – also through the magic word ebru – frequently becomes a euphemism for those ethnic, religious and social conflicts and contradictions that are in abundant supply in Turkey today.

Turkey’s European prospects, that Ebru wants us to believe, those ideas, values and beliefs related to this prospect that the project participants, in this or that way, identify themselves with, convey definite orientalist underpinnings to the project. The representation of ethnicities and their cultures as “reflections” remove them from the cultural context, depriving them of local traits and history. They need a western gaze to be represented, to validate their existence. According to Durak, it’s as if the people looking at his camera lens wanted to say, “We exist and we are here.” For Berger, those cultures (tribal groups) are equated to the elements of nature, where love and hate, the same and the other, the eternally repeating mix and transformation are “natural” prehistoric realities, free of social and political conflicts and objectives.

For more see: http://hetq.am/eng/articles/2070/

June 17, 2011

İyi, Kötü ve Çirkin Kürtler

by Ozge İspir

Devlet Nevruzu Kutladı

Özge İspir

Türkiye’de sadece görülmek istendiklerinde görülür olabilen hayaletler var. Bu hayaletler sadece görülür olmakla kalmıyorlar, onlarla ilgilenenler için bir vicdan aklama aracı olarak da kullanılıyorlar. Görülür olma sıklıkları ne kadar tehlike oluşturduklarıyla belirleniyor.[1] Bu hayaletler arasında en sık Kürtler vizöre giriyorlar. Çünkü Kürtler’in vizörden çıkma mevzusu diğerlerininki kadar kolay olmuyor. Çok daha kalabalıklar, dünya kamuoyunca meşrulaşmış silahlı örgütleri var, meclise milletvekili sokabiliyorlar ve hala büyük bir tehdit teşkil ediyorlar. Bu yüzden de çok daha görülür ve çok daha gündemdeler.

Kendilerini ve dertlerini göstermek için 90 yıldır, savaş dahil olmak üzere her yola başvuran bir halkın neden özellikle son 8-10 yıldır görülür bir mevzu olduğu, üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. Bu 10 yılda ne yaşandı, nasıl bir toplumsal aydınlanma gerçekleşti ki görmezden gelinen kirli çocuklar birden bire arenalara salındılar ve onları görmeye karar veren kalemlerin duyarlılık malzemesi oldular? Cevap Türkiye’nin değişimiyse, neden bu değişimde içeriğe ilişkin bir ilerleme kaydedilmiyor, somut bir şey yapılmıyor ve bu mesele sadece bahsi geçen bir meseleden öteye gidemiyor? Kürtler’in siyasi talepleri, içeriği biraz değişmiş biçimde aynen devam ediyor. Değişen bir şey daha var. Artık hiç duyulmuyor değiller. Bahsediliyor ve duyuluyorlar. Fakat hala dinlenmiyorlar.

read more »

June 11, 2011

Ebru – Weaving the Myth of a Europeanizing Turkey

by Azad Alik

Hrach Bayadyan

HETQ – This May, we had the opportunity to see two photo exhibits here in Yerevan. One was an extensive exhibit of the works by the New York-based Turkish photographer Attila Durak on display at the Armenian Center for Contemporary Experimental Art (ACCEA) entitled “Erbru – Reflections of Cultural Diversity in Turkey”. The other presented the works of French-Armenian photographer Max Sivaslian entitled “We Once Lived There…” Both are related in some way to the issue of ethnic (religious) minorities living in Turkey.

Despite the fact that Sivaslian’s photos are far removed from being documentary testimonies, that main aim of the exhibition was clear. “We Once Lived There” refers to those locales (villages, towns, neighbourhoods) where Armenians once called home – from Van to Diyarbekir and even Istanbul. Now, others live in their former homes – Kurds, Turks, and Assyrians. The photographer firstly strives to reflect on the disappearance of Armenians from these locations; they either leave or are Islamicized.

read more »

%d bloggers like this: