“İştiyak ile iştirak”: Asena Günal’ın Mürüvvet Türkyılmaz ile Söyleşisi

by Azad Alik

Açık Masa

Açık tavırla kendini ortaya koyar.

                 Paylaşmayı

                 Sürekli ertelenen bir araya gelme

düşüncelerine

                                  heyecanlarına yer açmayı

                                  ve

                                  en önemlisi

                                  sırça köşklerden çıkarak

                                  çekinmeden,

                                  utanmadan,

                                  samimi

                                  konuşmayı önermektedir

Bir yerde

Bir zamanda açılan

                                  kapanan

                                  ve

                                  başka yerlere başka

               zamanlara taşınan bir masayla

               kendi yolunu açar

               çizer.

Manifesto / Mürüvvet Türkyılmaz

Açık Masa, sanatçı Mürüvvet Türkyılmaz tarafından 2000 yılında oluşturulan bir tartışma ve paylaşım zemini. Bir süredir faaliyetine ara veren, ancak sosyal medya olanaklarının da kazandırdığı ivmeyle 2010 sonu itibari ile tekrar aktif hale gelen oluşumun program adı “İştirak”. Sanat ile ilgili üreten; sanatçı, kolektif, küratör, araştırmacı, eğitmen, yazar ve eleştirmenlerin davet edildiği etkinlik, isminden de anlaşdığı gibi, izleyici ile sanatsal alanın üreticileri arasında hiyerarşik olmayan bir iletişim ortamı yaratmayı amaçlıyor; bu anlamda, izleyicinin soru sormaktan çekinmediği bir atmosferi korumayı içtenlikle deniyor.

Açık Masa toplantıları sırasında gerçekleşen “Yan Masa” ise, Mürüvvet Türkyılmaz’ın her etkinliğe, farklı içerikte belgeler, dokümanlar ve performanslarla müdahalelerde bulunduğu, izleyicinin de katılımına açık bir eklenti alanı. Açık Masa İştirak’in  son dönemde gerçekleştirdiği etkinlikler arasında Pelin Tan ve Yaşar Adanalı ile “Kentin sosyal dinamikleri ve sanat üretimi ile ilişkileri”, “Erinç Seymen ile ” Militarizm,Vicdani Ret ve Savaş Ekonomisi”,  Elmas Deniz ile “Rahatsız Kişi”, Selim Birsel ile “Soytarı, Flaneur, Bahçıvan ve Aşçı”, A77 Kolektifi ile “Yokoluş Süreci ve Kayıtları”,  Dilek Winchester ile “Adres yok, ihtimal var! Kayıtdışı ekonominin gölgesinde bir parazit: Kayısı Kent A4” yer alıyor. Açık Masa İştirak, Elmas Deniz işbirliğiyle Tütün Deposu’nda gerçekleşiyor.

Aşağıda, Asena Günal’ın Açık Masa İştirak programı ile ilgili Mürüvvet Türkyılmaz ile gerçekleştirdiği söyleşiyi yayımlıyoruz.

Açık Masa’ya iştirakiniz dileğiyle…

Asena: Son Açık Masa’dan başlayalım istersen. Selim Birsel, konukları, Ali Akay, Can Altay ve Adnan Yıldız’la, ilişkisel estetiğe ve sanal sanata uzanan meseleleri tartıştı, son zamanlarda ürettiği işleri gösterdi. Bu tür bir tartışma ve paylaşımın, aslında tam da Açık Masa’da niyet edilen şeye denk düştüğünü hissettim ve belki bu son Açık Masa, Açık Masa’ların niyetini anlatmak için iyi bir başlangıç olur diye düşündüm.

Mürüvvet: Haklısın. Selim Birsel’in konuklarıyla tartışmaya açtığı konular, işlerini paylaşma yöntemi, Açık Masa’nın ruhunu kucaklıyordu. Gelenleri, özellikle bu konuşma için davet ettiğim sanatçı, Barış Doğrusöz’ün videosu karşıladı. Yan Masa’da Açık Büfe vardı. Sanatçının seçmiş olduğu müzikler dinlendi, şarap ve hellim paylaşıldı. Bunu, benim Açık Masa manifestosunu, her sanatçı için farklı hallerde yorumladığım bir performans izledi. Sonra, sözü sanatçı ve davetliler aldı. Konukların, birbiri ile uyumunun, konuşma, tartışma enerjisini yüksek tuttuğuna inanıyorum. Can Altay’ın ve Adnan Yıldız’ın iş okumaları, tespitleri çok önemliydi. Ali Akay, sanatçı, direnişi kuvvetli olduğu sürece, ya da o beden ya da zihin cimnastiği, formu yerinde olduğu sürece, nerede olursa olsun, bu küresel sanat sistemi içerisinde mutlaka kendini var edebilecektir diye bir yorumda bulundu. Selim Birsel’in bazı son işlerini yansıtma yerine, işlerin kendilerini, mekânda gösterime sunması, gelenleri karşılıklı etkileşime davet etti. Hem önceden çalışılmış hem kendi akışına bırakılmış bir sohbet havasında geçen, doyurucu bir buluşma oldu. Açık Masa’nın en önemli niyetlerinden biri tartışma ve paylaşım alanı açması ve bu konuşmaların belgelenmesi, bir arşiv oluşturması. Bu zeminde, sanatçının küresel sanat sistemi içindeki rolü, farklı disiplinler ile işbirliği, sanatın kaynakları ve sanat sisteminin yaşama etkisi artık nedir, onu sorgulamak öncelikli geliyor. Küçük gruplar halinde ve aynı meseleler etrafında konuşan, dertleşen insanlara alan açmayı istiyor.
Ben de onu soracaktım, sanatçıların bir araya geldiği farklı zeminler var mı? Bir yandan üretim artıyor, Türkiye güncel sanatı eskisinden daha çok takip ediliyor, eserler uluslararası piyasalarda satılıyor. Ama bir yandan da, bir araya gelinip tartışılan zeminler sanki çok artmıyor. Bu kurumsallaşma, ticarileşme dalgasının ortasında, Açık Masa, benim açımdan, bir tartışma platformu ihtiyacına denk geliyor.
 Sergi açtıkça, sergileri dolaştıkça benim için bu boşluk daha da büyüyor. Özgürleşiyor muyum, esir mi alınıyorum, otomatiğe mi bağlanıyorum? Sergiler sanki ofiste başlıyor, ofiste bitiyor. Sanatçıların, bir araya geldiği, süreci paylaştıkları amatör ruhlu zeminler yok gibi. Çantalarla, portfolyolarla dolaşılıyor, her şey çok dakik, olabiliyorsa oluyor, yoksa üstü çiziliyor.
 Sergiler işlerin bir araya geldiği alanlar gibi oluyor.
 İşlerin birlikteliği önemli ama sergi mekânının dönüştürülmesi, sanatçıların da bir araya gelebilmeleri önemli. Bienallerde bu mümkün olmayabilir ama en azından, internet üzerinden bu yaratılabilir.
Belki küratörlerin işine gelmiyordur!
Belki. Bir sonraki Açık Masa’da Öykü Özsoy, küratörlük pratiğini, deneyimlerini paylaşacak. Yan Masa’sı için Açık Devre’yi uygun buldum. Sergi mekânlarını, açık ve kapalı elektrik devre sistemine benzetiyorum. İyi bir sergide o akım dönüyor ve izleyicisini kucaklıyor, ama kapalı devrede aynısı olmuyor. Küratöre düşen rol nedir? Sanatçılar, artık küratör olmadan bir araya gelemiyor. Bir inisiyatifle bir sergi oluşamıyor, oluşsa bile, küratör gibi davranma eğilimi oluyor.
Açık Masa’yı kendi sanatsal pratiğinle bağını kurarak kısaca anlatmanı istesem.
 Bir kaç hali içeriyor. 2000 yılında Ankara’dan İstanbul’a taşındım, Dada tavrı üzerine yazdığım tezimi sorguluyordum. Bir araya gelip konuşacak bir ortam arıyordum. Böylelikle, 2001 yılında, Apartman Projesi’nde , Selda Asal ile,”Düş Satın Alma Dükkânı” sanatçılarını davet ederek, sanatçı konuşmaları hazırlayalım dedik. Adını Açık Masa koydum.
 Sanatçı konuşması olarak başladı yani?
Sanatçının konukları yine vardı. İlk olarak Hale Tenger’le başladık. Tenger, Platform Garanti’de işleriyle ilgili bir sunuş yaptı. Sonra, Apartman Projesi’nde bir masa etrafında sıcak bir sohbet oldu. Bu biraraya gelmelerle başlayan ve belki içinden başka bir enerjinin doğduğu bir yapı olacaktı, fakat çok kesintiye uğradı. Dokuz Eylül Üniversitesi’ne gittik, güzel sanatlar öğrencileriyle periferi-merkez tartışması yaptık, Gümüş bilardo salonunda, bilardo masası çevresinde düşüncelerimizi tokuşturduk.
Platform Garanti’de bir program niyetiyle başlaması daha sonra mı oldu?
 Evet. Bir uyku döneminden sonra “Açık Masa uyanıyor” metniyle. Vasıf Kortun’a “Açık Masa’yı yeniden yapmak istiyorum” dedim. Çok olumlu yaklaştı ve “Açık Kütüphane projesi olacak burada, ona eklemleriz” dedi. Açık Kütüphane için, duvar boyunca bir kitaplık ve karşı duvarında basamaklı, giderek yükselen oturma, okuma düzeneği yerleştirilmişti. Ben bu düzeni bozmak istemedim, arasına sızarak sadece bir ahşap yüzey, altına da eşek dediğimiz o üçgen destekleri koydum, masa oldu. Her sanatçıya göre bir örtü örtüyordum.
Lüleci Hendek Caddesi No.12
Tophane 34425 İstanbul
Advertisements

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: