Archive for July, 2011

July 30, 2011

Ayran ve Kürtçe’nin Sınırları

by Hale Akay

Aret Gıcır

Hale Akay*

Silvan’da yaşanan çatışma ve kayıplar sonrasında, İstanbul’da, İKSV’nin Caz Festivali kapsamındaki konser sırasında Aynur Doğan’ın başına gelenler ile ayran arasında bir ilişki olacağı hiç aklınıza gelir miydi? Şahsen benim gelmezdi. Lakin Türkiye adını verdiğimiz her daim LSD kafası memlekette ırkçı bir saldırı ile ayran apansız yan yana gelebiliyor, hem de en doğal, en zararsız gözüken biçimde. Murat Sabuncu’nun anlatımıyla şöyle:

İçeri gittiğimde Aynur ayaktaydı. Biz heyecanlı o ise sakindi. Ama tabii üzgün. Bana, ‘Biliyor musunuz, sabah yuhalanacağım içime doğmuştu’ dedi. Bir de son protesto edilen şarkısının adı ‘ayranmış’ (şarkı için buraya tıklayınız). Ve şarkı soğuk ayranın nimetlerini anlatıyormuş. ‘Siyasi hiçbir içerik yoktu, acaba bunu bilseler protesto ederler miydi?’ dedi.”

Aynur’un ilk şokla “ama şarkı ayran hakkındaydı” diyerek şaşkınlığını ifade etmesinde çok eleştirilecek bir şey yok elbet. Hatta Aynur’un mağdur olarak şokun sonrasında da

read more »

Advertisements
July 26, 2011

Ahmet Kaya Caz Festivali’nde Sahneden İndirildi

by Ayda Erbal

Ayda Erbal* – Özge İspir**

Diyarbakır Silvan’da 1 köyün yakılması ve 13 askerle 7 gerillanın[1] ölümüne sebep olan olayların ertesinde sosyal medyayı oldukça hareketlendiren bir haber geldi: İKSV’nin Caz Festivali kapsamında gerçekleşen “Suyun Kadınları” projesinde Türkiye’yi temsil eden Aynur Doğan üçüncü şarkıya geçtiği sırada seyircilerden birinin “Kürtçe bu” diye bağırmasından sonra yuhalanmış, pet şişe ve minder fırlatılarak sahneden indirilmişti.

Aynur’un sahneden indirilmesine neden olmuş grubun tamamının üçüncü şarkıya kadar niye beklemiş olduklarını bilemiyoruz ancak “Kürtçe bu!” nidasından duruma (dilin Kürtçe olduğuna) ancak üçüncü şarkıda uyanıldığını sanıyoruz. İKSV görevlileriyle yaptığımız yazışmadan da böyle bir izlenim edindik.

Geceye ilişkin ilk şaşırtıcı olan bu dilin Kürtçe olduğuna uyanma halidir: Sıkışıldığı zaman hemen “kardeşlik” söylemlerine başlanan ve kendisini bunca zamandır çoğunlukla umursamamış olsak da, keyfimiz istediği zaman kardeş olmaya zorlanmış bir halkın dilinin tanınmaması veya tesadüfen tanınması.

read more »

July 22, 2011

Şairler için Fizik

by Azad Alik

Wiliam Blake, Newton, 1795, Wikipedia Commons

Emre Koyuncu*

Farklı bilimlerin yöntem ve perspektiflerini bir araya getiren yaklaşımlar revaçta. Çoğu zaman somut koşulları oluşturacak altyapıdan yoksun olsalar dahi üniversitelerin de değişik bakış açılarını harekete geçiren çalışmaları övdüğünü gözlemliyoruz. Disiplinlerarası çalışmalar, muhakkak ki disiplinler arasındaki sınırların bulanıklaşması ya da bu sınırlar üzerinde oyuklar açılması anlamına geliyor. Ne var ki böyle bir çalışma biçimi, araştırmalar açısından asla çarpıcılığın ya da öncülüğün garantisi olarak görülmemeli. Aslında bir anlamda bunun neredeyse tersi bir anlayış da etkinliğini koruyor.

read more »

July 5, 2011

Istanbul diyaspora mıdır, değil midir?

by Azad Alik

Vartan Matiossian

Nor Haratch (Paris) – Ermenistan’ın Diyaspora Bakanı Hranuş Hagopyan’ın İstanbul ziyaretinde bir bardak su içinde çıkan fırtınanın arka planı, olanların kendisinden daha önemli. 9 Mayıs’ta yayımlanan İngilizce Hürriyet’te  Vercihan Ziflioğlu, Bakan’ın İstanbullu Ermenilerden birkaçına ödül verdiği törende ödül alanlardan bazıları diyasporanın bir parçası olmaktan duydukları rahatsızlığı dile getirdiklerini ve kendilerinin zaten atalarının yaşadığı topraklarda yaşadıklarını ifade ettiklerini yazmıştı.  Tanınmış İstanbullu Ermeni yazar Mıgırdiç Margosyan örneğin, „Ermenistan’dan herhangi bir Bakan olabilir, fakat ben bir Diyaspora Bakanı’nın Türkiye’de olmasını istemezdim. Ben, binlerce yıldır yaşadığım topraklarda yaşıyorum, bu yaşanan korkunç bir ironi“ demişti. Hatırlatmakta fayda var, Margosyan Diyarbakır’da doğmuş büyümüş ve 1950’li yıllarda İstanbul’a gelmiştir.

Türkolog Rupen Melkonyan Ermenistan’da yayımlanan „Azg“ gazetesinde, 11 Mayıs’ta yazdığı yazıda „Sıradan Türk yanlış bilgilendirmesi“ başlığı altında bir yazı kaleme aldı ve yapılan haberi Ziflioğlu’nun ismini vermeden „tuzak“ olarak nitelendirdi. „Türk gazetesi Hürriyet, Diyaspora Bakanı’nın ziyaretine ilişkin yaptığı haberde, İstanbul cemaatinin pek çok temsilcisinin bu ziyaretten rahatsızlık duyduğunu,

read more »

July 3, 2011

Պոլիսը Սփի՞ւռք է, թէ՞ ոչ

by Azad Alik

Editörün notu: İstanbul Ermenileri diyaspora mıdır, değil midir? Mayıs ayında Ermenistan Diyaspora Bakanı’nın Türkiye’ye gelmesiyle yeniden tartışılmaya başlanan konu hakkında Vartan Matiossian’ın geçen hafta, Nor Haratch (Paris) gazetesinde yayımlanan yazısına yer veriyoruz.  Matiossian, İstanbul’daki Ermenilerin 20. yüzyılda diyasporalılaştıklarını söylüyor ve çok isabetli sorular soruyor “1915-23 arasında diyasporanın çıkış yeri olduğu söylenen  toplum 2011’de halen aynı toplum mudur?

ՎԱՐԴԱՆ ՄԱՏԹԷՈՍԵԱՆ

Նոր Յառաջ – Սփիւռքի նախարարուհի Հրանոյշ Յակոբեանի Պոլիս այցելութեան ստեղծած փոթորիկը գաւաթ մը ջուրի մէջ շահեկան չէ իր անմիջական ալիքներով, որքան որ անոր ետին գտնուող տեսական հարցով։

read more »

July 2, 2011

18 Yıl Önce Sivas’ta 10 Kısa Gün

by Azad Alik

Salih Canova

Bir tek kıyısını kavrayabildiğimiz denizin öyküleri yoktur” (Bilge Karasu)

Hollanda’da yaşayan Türkiye kökenli toplum için çalışmalar yürüten Opinie Vakfı (Stichting Opinie) Sivas katliamında yaşamını yitirenler için yaptığı 2010 tarihli açıklamada şöyle diyor; “Unutmamak için ölenlerin adını ezberlemeli önce. Sonra hikayelerini bilmeli. Öyle ki hikayelerini bildiğimiz zaman özlemeye başlıyoruz insanları. Hikayelerini bildiğimiz zaman unutmuyoruz onları…”

Sivas Katliamı’nda yok edilen insanlar içinde bulunan 23 yaşındaki Carina Cuanna Thuijs’te adı ve hikayesi bilinmeyenlerden (ya da çok az bilinenlerden) biri olarak Madımak’ın karanlığına gömülenlerden.

read more »

%d bloggers like this: