Archive for December, 2011

December 27, 2011

Hayaletler Hiç Uyumaz, Aramızda Dolanırlar…

by Azad Alik

Salih Canova

Hayaletler Hiç Uyumaz, Aramızda Dolanırlar…[1]

Lars Von Trier 2000 yapımı Dancer In The Dark’ta Björk’un bir adet Altın Palmiye’yle ödüllendirilen performansıyla hayat verdiği Çekoslovak göçmen Selma’nın “kadersizliğiyle” bizleri gözyaşına boğduğunda, birçoğumuz içimizden “hadi canım, bu kadar da değil” demiştik. Oysa hepimiz içten içe bal gibi de “o kadar” olduğunu biliyor ve bu konuya dair sorumluluk almamanın rahatlığıyla kuruyorduk bu cümleyi. Ne de olsa göçmenlerin sorunları bizim değil devletlerin çözmesi gereken sorunlardı. Ülkelerinde bir düzen kuramamışların başka ülkelerde yaşadıkları acılar kaçınılmazdı çoğu zaman. Üstelik sıra göçmenlere gelene kadar onlara göre daha fazla hakka sahip olması gerektiğine inandırıldığımız kendi insanlarımız neler neler yaşıyordu.  Aradan geçen 10 küsur yıl çok az şeyi değiştirmiş olmalı ki, Türkmenistanlı dostumuz Ümide’nin Selma’yı aratmayan öyküsünü biz doğrudan Ümide’yi tanıyanlar bile geç duyduk ve  yaşadığı tüm acılar sonrası 23 Aralık sabahı bebeğini Türkiye’de bırakıp, biri kardeşinin diğeri çok sevdiği eşinin tabutlarıyla 11.00 uçağına bindirilip sınır dışı edilmesine engel olamadık.

read more »

December 27, 2011

Soykırımı inkâr ve Fransa’ya hücûm!.

by Azad Alik
Recep Maraşlı
Fransız Ulusal Meclisi’nde 22 Aralık 2011 günü kabul edilen ve kısaca “Fransa’nın yasayla tanıdığı soykırım suçlarının kamuoyu önünde övülmesi, savunulması ya da inkârını” yasaklayan yasaya, Türkiye resmi düzeyde öylesine ölçüsüz bir tepki gösteriyor ki; 1999’da Öcalan Roma’da misafir edildiğinde, Türkiye’deki cahil kalabalıkların İtalya’dan ithal edilen portakalların üzerinde tepindikleri millî histeri günlerine geri dönüldü adeta. AKP ile hiçbir konuda bir araya gelemeyen CHP ve MHP bu konuda kutsal milli ittifak kurmada bir an bile gecikmediler. Tabii ki Perinçek ve Kerinçsiz’in gibilerin eksikliği yine de belli oluyor!

Bütün bunlara çoğu liberal, demokrat ve sosyalist aydından örtülü bir onay gelmesi Türkiye’nin düşünce iklimini göstermesi bakımından oldukça öğretici. Onlar da Fransa parlamentosunun kötü bir şey yaptığını, en azından üzerine vazife olmayan bir işe soyunduğuna iman etmiş olmakla beraber, meselenin içeride kendi aramızda halledilmesi gerektiğine vurgu yaparak diğerlerinden ayrılıyorlar.

Fransa’nın elinin temiz olmadığı, öncelikle başta Cezayir olmak üzere sömürgelerinde işlediği insanlık suçlarıni temizlemesi gerektiği; Sarkozy yönetiminin seçim yatırımı yaptığı ve Ermeni oylarını avlamak için bu yasayı gündeme getirdiği söylemleri de en çok dile getirilen argümanlar.

Yazının devamı için http://www.gelawej.net/index.php?option=com_content&view=article&id=2476%3Asoykrm-inkar-ve-fransaya-huecum&catid=76%3Arecep-maral&Itemid=70

 

December 14, 2011

L’infinitude du crime et de la demande de pardon∗

by Azad Alik
Par Talin Suciyan 
Traduit par Laurent Leylekian à partir de la version anglaise de Vartan Matiossian . Correction et vérifications de Vilma Kouyoumdjian à partir de la version turque. Une version arménienne est également disponible.

La semaine dernière, la déclaration du Premier Ministre turc Erdoğan à propos du Dersim a immédiatement reçu des commentaires favorables de la presse dominante et nous avons dû attendre jusqu’au week-end pour lire des articles plus critiques à son sujet. Deux articles, respectivement d’Ayse Hür et du professeur Taner Akçam, donnèrent l’impression d’une « introduction à la littérature des excuses », en particulier pour le premier Ministre lui-même [1] . Plusieurs points évoqués dans ces articles mériteraient discussion mais ce dont je veux débattre maintenant est assez différent.

http://eurotopie.leylekian.eu/2011/12/linfinitude-du-crime-et-de-la-demande.html

*Azadalik’te yayımladığımız “Suçun ve Özrün Sonsuzluğu” başlıklı yazı Laurent Leylekian tarafından Fransızca’ya çevrildi. Leylekian’ın çevirisi metnin İngilizce tercümesini temel aldığından, Vilma Kouyoumdjian Fransızca çeviriyi, metnin orjinaliyle, yani Türkçesiyle karşılaştırarak çeviriye katkıda bulundu.

December 9, 2011

The Endlessness of Crime and Apology

by Talin Suciyan

Translated by Vartan Matiossian

Last week, Turkey’s Prime Minister Erdogan’s statement about Dersim was immediately well received in the mainstream press, and we had to wait until the weekend to read more critical articles about it. Two articles by Ayşe Hür and Prof. Taner Akçam were like an “introduction to the literature of apology,” especially for the Prime Minister himself.[1] There may be aspects in both articles that are worth discussing, but what I want to deal with now is something quite different.

First and foremost, by apologizing you cannot undo things that have already happened. In other words, no one can be cleared of a crime, or have himself/herself absolved of it, just because he/she apologized and expressed repentance, especially if it is a genocide – a crime that has achieved the purpose of annihilating a certain group of people in line with a carefully planned and organized manner. Apology is about repentance for a situation which is irreversible and the responsibility borne in connection with it. Be it an apology given to the people of Dersim, or Armenians, or Assyrians, or Pontic and Asia Minor Greeks, or the victims of systematic torture, or Alevis, or Kurds, an apology duly given is not an end in itself, but the beginning of an endless journey against regeneration of denial by the state and amongst the general public. This is because Turkey will never be the society that it was before 1915, just like Germany will never be the Germany

read more »

December 7, 2011

Յանցանքին եւ ներողութեան անժամանցելիութիւնը

by Azad Alik

Editörün Notu: Paris’te yayımlanan Nor Haratch Gazetesi “Suçun ve Özrün Sonsuzluğu” yazısını Batı Ermenicesi’ne çevirerek yayımladı. Bu çeviriye yer veriyoruz.

Թալին Սուճեան

Անցեալ շաբաթ, վարչապետ Էրտողանի Տէրսիմի վերաբերեալ խօսքերը “մայր հոսանքի” մամուլին մէջ անմիջապէս արժանացան դրական արձագանգներու, մինչ քանի մը օր վերջ աւելի քննադատական գրութիւններու ալ կրցանք հանդիպիլ։ «Թարաֆ» թերթին մէջ լոյս տեսած՝ Այշէ Հիւրի եւ Փրոֆ. Թանէր Աքչամի գրութիւնները՝ յատկապէս վարչապետին համար կը հանդիսանային “մուտք մը՝ ներողութիւն խնդրելու գրականութենէն ներս” (1)։ Երկու գրութիւններն ալ վիճելի կողմեր ունին անշուշտ, սակայն ներկայ գրութեան նպատակը տարբեր է։

Նախ եւ առաջ, ներողութիւն խնդրելը, չի ջնջեր պատահածը։ Այսինքն ոչ ոք կրնայ չքմեղանալ ներողութիւն խնդրելով, զղջում արտայայտելով. ատով՝ չի զտուիր իր գործած յանցանքէն։ Մանաւանդ եթէ խնդրոյ առարկան ցեղասպանութեան պէս ծրագրուած, կազմակերպուած, մարդկային հաւաքականութիւն մը ոչնչացնելու միտած եւ յաջողած յանցանք մըն է։ Ներողութիւնը հետեւանքն է՝ դէպի անցեալին պատահած դէպք մը վերադառնալու անկարելիութենէն բխող զղջումին, անկէ սեռող պատասխանատւութեան։ Այսինքն, ներողութիւն խնդրողը, իրականութեան մէջ, կը սկսի անվերջ ճամբայ մը, որովհետեւ աղէտը անժամանցելի է։ Ուզէք Տէրսիմցիներէն, ուզէք Հայերէն, ուզէք Ասորիներէն, ուզէք Յոյներէն, ուզէք կանոնաւորաբար չարչարանքի ենթարկուածներէն, ուզէք Ալեւիներէն, ուզէք Քիւրտերէն, որմէ ուզէք ներողութիւն խնդրեցէք, պատշաճ ձեւով խնդրուած ներողութիւնը վերջ մը չէ, այլեւ՝ ընկերութեան եւ պետութեան մէջ հերքումին վերստին արմատանալուն արգելք ըլլալու կոչուած անվերջ ճամբու մը սկիզբն է միայն։

read more »

December 3, 2011

Suçun ve özrün sonsuzluğu

by Talin Suciyan

Willy Brandt Varşova Getto'su anıtında özür dilerken

Geçtiğimiz hafta Başbakan Erdoğan’ın Dersim ile ilgili sözleri hemen ertesinde anaakım medyada  son derece olumlu karşılanırken, haftasonuna doğru daha eleştirel yaklaşımları içeren yazılar da okuyabildik. Ayşe Hür’ün ve Prof. Taner Akçam’ın Taraf Gazetesi’nde yayımlanan yazıları özellikle Başbakan için “özür literatürüne giriş” niteliğindeydi. Her iki yazıyla da ilgili tartışılacak noktalar elbette ki var, ancak bu yazının amacı farklı.

Öncelikle, özür dilemek olanı olmamış yapmaz. Yani kimse özür diledi, pişmanlık ifade etti diye suçtan kurtulmaz, suçtan arınmaz. Hele de sözkonusu olan, soykırım gibi planlı, örgütlü bir insan topluluğunu yok etmeyi amaçlamış ve amacına ulaşmış suçlarsa. Özür, bir durumun geri döndürülememesinden duyulan nedamet ve bundan doğan sorumlulukla ilgilidir. Yani özür dileyen aslında, sonsuz bir yola çıkar, çünkü felaket sonsuzdur. İster Dersimlilerden, ister Ermenilerden, ister Süryanilerden, ister Rumlardan, ister sistematik işkence kurbanlarından, ister Alevilerden, ister Kürtlerden kimden isterseniz özür dileyin, usulünce dilenmiş özür bir son değil, inkarın toplumda ve devlette yeniden kök salmasını engellemek için çıkılan sonsuz bir yolun başlangıcıdır ancak. Çünkü, Türkiye bir daha asla, 1915 öncesindeki topluma sahip olmayacaktır.

read more »

%d bloggers like this: