Suçun ve özrün sonsuzluğu

by Talin Suciyan

Willy Brandt Varşova Getto'su anıtında özür dilerken

Geçtiğimiz hafta Başbakan Erdoğan’ın Dersim ile ilgili sözleri hemen ertesinde anaakım medyada  son derece olumlu karşılanırken, haftasonuna doğru daha eleştirel yaklaşımları içeren yazılar da okuyabildik. Ayşe Hür’ün ve Prof. Taner Akçam’ın Taraf Gazetesi’nde yayımlanan yazıları özellikle Başbakan için “özür literatürüne giriş” niteliğindeydi. Her iki yazıyla da ilgili tartışılacak noktalar elbette ki var, ancak bu yazının amacı farklı.

Öncelikle, özür dilemek olanı olmamış yapmaz. Yani kimse özür diledi, pişmanlık ifade etti diye suçtan kurtulmaz, suçtan arınmaz. Hele de sözkonusu olan, soykırım gibi planlı, örgütlü bir insan topluluğunu yok etmeyi amaçlamış ve amacına ulaşmış suçlarsa. Özür, bir durumun geri döndürülememesinden duyulan nedamet ve bundan doğan sorumlulukla ilgilidir. Yani özür dileyen aslında, sonsuz bir yola çıkar, çünkü felaket sonsuzdur. İster Dersimlilerden, ister Ermenilerden, ister Süryanilerden, ister Rumlardan, ister sistematik işkence kurbanlarından, ister Alevilerden, ister Kürtlerden kimden isterseniz özür dileyin, usulünce dilenmiş özür bir son değil, inkarın toplumda ve devlette yeniden kök salmasını engellemek için çıkılan sonsuz bir yolun başlangıcıdır ancak. Çünkü, Türkiye bir daha asla, 1915 öncesindeki topluma sahip olmayacaktır. Almanya’nın bir daha asla Holokost’un yaşanmadığı bir Almanya olamayacağı gibi. Çünkü, Almanya’nın ve Yahudilerin katledildiği bugün Almanya dışında kalan her yerin her karışında Yahudilerin emeği ve canı vardır. Türkiye’nin her karışında 1915’de katledilen Ermenilerin, Süryanilerin emeği ve canı olduğu gibi. Özür bu sonsuz felaketin geri döndürülemezliğinin bilincinde olmakla ilgidir ve bu yüzden de sonsuz bir yolun başlangıcıdır. Yoksa, iki kelimeyle, muhalefetle kavga ederken, araya sıkıştırılan şey özür olmaz, Taner Akçam’ın dediği gibi ayıp olur!

Türkiye’de böyle suçlar söz konusu olduğunda hep inkâr mekanizması devreye girmiştir, onun için  Erdoğan’ın sarfettiği iki kelime “önemli bir adım”, “bir dönüm noktası”, “bundan önce benzeri görülmemiş bir adım” olarak görülür. Bunları düşünenlerin ya da söyleyenlerin gözden kaçırdığı ise, bu tezahüratın bilfiil kendisinin inkârın ne kadar derin bir şekilde kurumsallaşmış ve normalleşmiş olduğunu kanıtladığıdır. Yıldırım Türker’in “O yüzler hâlâ gülüyor” yazısı aslında bu zulmü hatırlatır; çünkü inkâr zulümdür. Sorumluluğun inkârı mağdurların sürekli olarak mağduriyetlerinin katlanması demektir. Ermeni diyasporası bu yüzden Kılıçdaroğlu’nun aklına gelmiştir, çünkü aslında hem Kılıçdaroğlu’nun hem de Erdoğan’ın “zihin haritasına” kazınmış bir inkâr suçu vardır, ki bu inkâr her ikisinin de içinden geldiği ortak tarihtir. O yüzden, Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın Dersim’le ilgili sözleri üzerine, “Bu ülkenin Başbakan’ının zihin haritası Ermeni diyasporasının zihin haritasıyla aynıdır” diyerek en hassas yere dokunmuştur ve bu hassasiyet, Başbakan’da hiç zaman kaybetmeden “Beni Ermeni diyasporasına benzetenin alnını karışlarım” şeklinde karşılığını bulmuştur.

Bugün hâlâ bütün Anadolu’da gizli saklı da olsa Ermeninin yaşıyor olması bize tarihsel olarak birşeyi anlatıyor. Ermeniler soykırımdan (eğer soykırım hep yapıldığı gibi iki tarih arasına sıkıştırılabilecek bir şeyse) sonra da şu ya da bu şekilde yaşadıkları yerlerde kalmaya devam etmeye çalıştılar. Örneğin, 1965 nüfus sayımına göre anadili Ermenice olanlar  Kastamonu’da 849, Bolu’da 488, Hatay’da 376, Sinop’ta 228, Sivas’ta 217, Amasya’da 216, Malatya’da 148, Diyarbakır’da 132, Yozgat’ta 118[1] kişiydi. Bugün ise buralarda Ermeni neredeyse yok. Ne Başbakan, ne de Kılıçdaroğlu, Ermenilerin bu şehirlerden neden İstanbul’a gelmek zorunda kaldıkları sorusunu sorma gereği duymuştur… Çünkü Cumhuriyetin, Anadolu’da kalmış tek tük Ermenilerin yakasını bırakmamış olmasından doğal birşey olamaz onlara göre. Bin bir türlü baskıyla, tehditle, iskân politikasıyla, ölülerinin üzerinde hayatlarını devam ettirmeye çalışan insanların yersiz yurtsuzlaştırmaya devam ettirilmesiyle, bugün İstanbul’da oluşmuş olan Ermeni toplumu bal gibi diyasporadır, Cumhuriyet’in inkâr politikasının yarattığı diyaspora*!

Bütün bunlar bir yana, bir hakaret, bir küfür olarak kullanılmaya devam eden “Ermeni diyasporası”na sahip çıkmak, koskoca ülkede yine Ermenilere kaldı. Çünkü Ermeni diyasporası sadece Kılıçdaroğlu ile Erdoğan’ın zihin haritasında kırmızıyla işaretli değil, bütün bir toplumun ve onun aydınlarının nezdinde de kırmızıyla işaretli. Hak arayan Ermeniler “suçludur, milliyetçidir, kin ve nefretle doludurlar.” Kılıçdaroğlu ve Erdoğan toplumun geniş kesimlerini de temsil eder. Bu ülkenin aydınları Ermeni diyasporasına ve onların hak taleplerine de sahip çıkabildiği oranda, özür dilemenin anlamını kendilerini yönetenlere öğretebilirler. Çünkü, unutmamak gerekir ki, inkarı tek sahiplenen devlet değil, yüzyıla yakın zamandır toplumun geniş kesimleri ve aydınlarıdır. Hak talep edenlerin hangi duygulara sahip oldukları değil, hak taleplerinin meşruluğudur önemli olan. Aradan geçen zaman hiçbir şeyi değiştirmez, çünkü gördüğümüz gibi, olanların üzerinden 73 ve 96 yıl geçmişken, geçmiş aslında hiç geçmemiştir.


[1] Peter Alford Andrews ve Rüdiger Benninghaus, Ethnic Groups in Republic of Turkey .Wiesbaden 1989

* İtiraz eden seslere ek: Diyaspora olmak durumu insanın yaşadığı devletin sınırları dışında olması değil, köklerinden zorla sökülmüş olmasıdır. Kendine memleket bildiği yerden başka bir yerde yaşamaya mecbur edilmiş insan diyasporadadır. Hagop Mntsuri’nin, Türkçe’ye de çevrilmiş (Silva Kuyumciyan tarafından) “İstanbul Anıları” kitabında, İstanbul’da rehin olduğunu yazması tam da bununla ilgidir. Ayrıca, devletlerin sınırları diyasporayı tanımlamak için tek kriter olamaz, çünkü sonuç olarak, devletin sınırları değişip durur. Herhalde Hatay örneği bunu açıklamaya yeter.

Advertisements

6 Comments to “Suçun ve özrün sonsuzluğu”

  1. Eline, aklına, dupduru insan bilincine sağlık Talin Sucuyan.

    Sevgilerimle,

    Ersin Salman

  2. Sayin Talin Suciyan . Kutlarim sizi ,kalem tutan elleriniz dert görmesin, kaleminiz solmasin.
    Dr.med.S.Adam

  3. “Özür bu sonsuz felaketin geri döndürülemezliğinin bilincinde olmakla ilgidir ve bu yüzden de sonsuz bir yolun başlangıcıdır. Yoksa, iki kelimeyle, muhalefetle kavga ederken, araya sıkıştırılan şey özür olmaz, Taner Akçam’ın dediği gibi ayıp olur!”

    Kamusal alanın üzerini kaplamış ve içine sinmiş akıl ve dil tutulması içimizi karartırken bu ışıklı ve ilkeli sesin için teşekkürler Talin. Kalemine sağlık, iyi ki varsın!

    Mete

  4. bravooooo Talin Sucuyan, tebrikler, aynen katiliyorum söylediklerinize…… evet özür suctan arindirmaz, hele ki o islenen suc (1915) telafi edilemiyecek büyüklükte ise!!!!!!!

  5. Yaziniz mükemmel, emeginize ve kaleminize saglik. Bu arada ortada özür falan yok, Erdogan’inki ” Düsmanimin düsmani benim dostumdur” taktigi. Yani bir nevi CHP’ yi DERSIM üzerinden yipratma politikasi. Bunlarin kanli tarihleriyle yüzlesme gibi bir girisimleri yok. Yakin gecmisteki Madimak olayi bunun en güzel örnegi. Tüm Madimak katillerini savunanlar AKP’ den Milletvekili olarak ödüllendirildiler. Erdogan sarfettigi iki kelimenin altinda kaldi galiba, olayin boyutunu tam olarak kestiremedi. Köylü kurnazligi yapip ön plana cikmaya calisti ama DERSIM ve DERSIM’liler eskisinden daha örgütlü olduklari icin temkinli davranip olayi kontrollerinde tutmayi simdilik basardilar ve büyük bir kamuoyu yarattilar.

  6. “Yani özür dileyen aslında, sonsuz bir yola çıkar, çünkü felaket sonsuzdur” demişsin. ve “usulünce dilenmiş özür bir son değil, inkarın toplumda ve devlette yeniden kök salmasını engellemek için çıkılan sonsuz bir yolun başlangıcıdır ancak” demişsin.

    yani özür dilenirse felaket(sonsuz) bir yolun başlangıcı olur. yani felakete girmeyin özür dilemeyin diyorsun. zaten ortada özür dilenecek birşey yokta, hani yazında felsefe yapmaya çalışırken tezat durumlara düşmüşsün ona temas edeyim dedim.

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: