Torosyan Tartışmaları: Biten Nedir?*

by Azad Alik

Taner Akçam**

Tartışılan konuları itibarıyla Torosyan tartışmalarının T24’de yayınlanan yazımla birlikte bitmiş olduğunu kabul etmek gerekir (http://t24.com.tr/haber/yuzbasi-torosyan-tartismalari-ya-da-suskunlugun-sessiz-anlasmasi/224224). Açıkça göstermiş bulunuyorum ki, Sarkis Torosyan adlı bir Ermeni subayı mevcuttur ve Osmanlı Ordusu’nda savaşmıştır. Anıları, abartılı veya bazı yanlış bilgiler içeriyor olsa da Torosyan’ın anlattığı kendi hayat hikayesidir.

Tartışmanın birinci evresinden geriye tek bir sorun kalmış gözüküyor. Hakan Erdem, Halil Berktay’a yazdığı bir notta Torosyan’a ait yayınladığım bir belge ile ilgili kuşkularını dile getirmiş. (http://www.taraf.com.tr/halil-berktay/makale-hakan-erdem-den-bir-aciklama-ve-yorumum.htm) İlgili belge, Torosyan’ın 1942 yılına ait askerlik yoklama ve sağlık raporudur. Ben, Hakan Erdem’in Torosyan’a ait zannederek yanlış bir belgeyi “talihsizlik eseri” yayınladığını iddia etmiş ve “doğru belge budur”, diyerek başka bir belge yayınlamıştım. Meselenin önemi şurada ki, benim yayınladığım belgede, “başın sol tarafında yara izi” (scar on left side of head) ifadesi bulunmaktadır. Torosyan, anılarında 1916 Kasımında Romanya’da başının sol tarafından yaralandığını söylemektedir. Yayınladığım diğer belgelerle birlikte bu belge, Torosyan’ın 1916’da ABD’ye giriş yaptığının Hakan Erdem tarafından uydurulmuş bir efsane olduğunu göstermektedir.

Tartışma Kültürü Konusunda

Hakan Erdem, kendi yayınladığı belgenin doğru olduğunda ısrar ediyor ve beni nereden bulduğumun belli olmadığı bir belgeyi kaynak göstermeden kullanmakla suçluyor. Fakat sorun bu kadarla da kalmıyor. Hakan Erdem’in bu bilgi notu üzerine, Halil Berktay devam ediyor: “…altını çizeyim ki bu, son derece ağır bir suçlama. Doğruysa, kimse bunun altından kalkamaz. … Bu, bilim ahlâkının doğrudan ve açıkça ihlâline girer. Böyle şeylerin, örneğin doğa bilimlerindeki karşılığı, araştırma ve deney sonuçlarını bile isteye tahrif etmektir. Hele Amerikan üniversitelerinde, gözünün yaşına bakmazlar. Emsalleri var. Bütün projelerine son verirler; laboratuarını kapatırlar; tahkikat süresince kişiyi açığa alır ve ofisine girip çıkmasını bile yasaklarlar; vahamet derecesine göre, “iş garantisi” (tenure) bile olsa “ahlâki düşkünlük”ten (moral turpitude) kapının önüne koyarlar.”

Sayın Berktay’ın beni “bilerek belge tahrif etmek” ve “ahlaki düşkünlük” ile suçlamasından sonra hızını alamayıp, çalıştığım üniversiteye “kapının önüne konulmam” için dilekçe yazıp yazmadığını bilemiyorum. Fakat konuya ilişkin yazdığı diğer yazılarda da, tartışmayı kişiselleştirmeyi ve şahsıma yönelik hakaretlerde bulunmayı hiç ihmal etmedi. Bu haliyle söyledikleri elbette cevap verilmeyi hak etmiyor. Bu üslup ve dilin muhatabı ben değilim.

Hakan Erdem Hatayı Nerede Yaptı?

Aslında bakılırsa, şahsıma yönelik yapılan bu saygısızlığın tuhaf bir tarafı var. Okuyucunun bilmesinde fayda var ki, sonuçta ortada bir “tarihçilik” veya “belge tahrifatı” tartışması falan yoktur. Sorun çok basittir ve internetten belge indirmeyi düzgün yapabilmek ile sınırlıdır. Hakan Erdem’in “tarihçilik” diye anlattığı şey, www.ancestry.com adlı bir siteye üye olmak, buradan Torosyan’a ait bazı belgeleri indirmekten ibarettir. Tartışmaya neden olan Yüzbaşı Torosyan’ın İkinci Dünya Savaşı askerlik yoklama kaydı ve sağlık raporu ile ilgili bilgeler ise yine aynı sitede şu adreste mevcuttur: http://search.ancestry.com/search/db.aspx?dbid=1002

Hakan Erdem, üye olup bu adrese gidiyor ve Sarkis Torosyan’ın adını ve ilgili bilgileri giriyor ve karşısına çıkan belgeleri de Sarkis Torosyan’a aittir sanarak yayınlıyor. Hakan Erdem’in hatasının ne olduğunu, ücretli olduğu için ilgili site üzerinden gösterebilmem zor. Ama aynı belgelerin yayınlandığı ücretsiz bir başka site üzerinden durumun ne olduğunu gösterebilirim (https://familysearch.org/). Hakan Erdem’in hatasının ne olduğunu anlamanız için bu sitedeki 227 numaralı belgeye bakmanız gerekecek (https://familysearch.org/pal:/MM9.3.1/TH-267-12129-50370-60?cc=1861144&wc=MMRW-TXT:908728716). Eğer bu linki açarsanız karşınıza aşağıda da yayınladığım iki ayrı belge çıkacaktır. Birinci belge Torosyan’a ait kimlik bilgilerini içerir; ikinci belgenin üstünde ise hiç bir isim yoktur ve birinci belgedeki şahsa (Torosyan’a) ait olması gereken bir takım sağlık bilgileri verilir. Nitekim Hakan Erdem de bu iki belgeyi, Sarkis Torosyan’a aittir, diyerek yayınlamıştır.

Fakat üzerinde isim bulunmayan ve sağlık bilgileri ve kişinin fiziki özelliklerinin verildiği; ve de Torosyan’a ait olduğu iddia edilen bu ikinci belgede bir tuhaflık vardır. Belgenin altındaki damga Pennsylvania eyaleti Allegheny şehrinin Glassport adlı bir kasabasına aittir. Oysa Torosyan Pennsylvania’nın başka bir vilayetinde, Philadelphia şehrinde yaşıyordu. Hakan Erdem, Torosyan’ın kardeşlerine ait askerlik belgelerini de yayınlarken bu tuhaflığı fark etmesi gerekirdi, çünkü tüm kardeşler aynı şehirde hatta aynı semtte oturuyorlardı. Fakat Hakan Erdem bunu fark etmiyor. Ayrıca kişinin fiziki özellikleri, mavi göz, kahverengi saç, al yanaklı ve çilli olarak verilmiş. Anadolu’dan bir Ermeni için çok alışkın olmadığımız fiziki özellikler bunlar. (Belge 1)

registrar

Belge 1: Sarkis Torosyan adıyla yapılan aramada karşınıza çıkan iki belge

Hakan Erdem’in yayınladığı bu belgedeki tuhaflıkları fark etmiş olmama rağmen, tartıştığımız konu açısından fazla önemli olmadığı için işin üzerinde durmamış ve ilgili internet sayfasına gidip, işin doğrusu nedir diye bakma ihtiyacı hissetmemiştim. Ta ki Torosyan’ın torunu Louise Schreiber’dan Torosyan’a ait vatandaşlık belgelerini ve aile fotoğraflarını alıncaya kadar. Torosyan’ın vatandaşlığa başvurusu sırasında hazırlanan belgelerde fiziki özellikleri de yazılmıştı. Burada mavi gözlü, çilli, al yanaklı vb. tabirlerinin hiç birisi yoktu. Ayrıca Louise Schreiber’in verdiği Torosyan’a ait aile resimlerin hiç birisi mavi gözlü, çilli bir kişiye ait değildi.

Bunun üzerine, Hakan Erdem’in belgeyi aldığı sayfaya gittim ve hatayı nerede yaptığını kolaylıkla tespit ettim. Belgelerin indirildiği http://search.ancestry.com/search/db.aspx?dbid=1002 adreste, en dipte okuyucuya yönelik şöyle bir uyarı notu vardı: “DE [Delaware], MD [Maryland], PA [Pennsylvania] ve WV [West Virginia] eyaletlerine ait bilgiler hakkında hatırlatma: bu dört eyalete ait bilgiler Milli Arşivde mikro filme alınırken, bir kişinin askerlik belgesinin arka sayfası, kendisinden sonra gelen kişinin ön sayfası olarak çekilmiştir. Bu nedenle, her bir kişiye ait belgeye baktığınızda, o kişiye ait doğru ön sayfayı fakat bir önceki kişiye ait arka sayfayı göreceksinizdir. Delaware, Maryland, Pennsylvania, ve West Virginia dışındaki eyaletlerin belgeleri mikrofilme farklı biçimde çekilmiştir ve bu eyaletlerdeki askerlik yoklama kartları bilgi bankasında doğru gözükmektedirler.” (Belge 2)

website1

Belge 2: Internet sayfasındaki uyarı notu

Yani söz konusu web sitesi, belgeleri indirirken dikkat edilmesi gereken hususu çok açık olarak belirtiyordu. Askerlik yoklama belgeleri mikrofilme çekilirken sıra karıştırılmıştı. Ve araştırmacıların buna dikkat etmesi gerekiyordu.

Konuyu gene yukarda kullandığım https://familysearch.org/ adresindeki 226, 227 ve 228 numaraları belgeler üzerinden göstermem mümkün.

Yapılan açıklamadan anlaşılacağı gibi, Sarkis Torosyan’a ait sayfadaki (Image 227) isimsiz belgede yer alan bilgiler Torosyan’a ait değildir. Bu bilgiler bir önceki sayfada yer alan (Image 226) John Toroski’ye aittir. Bunu belgeler üzerinden de görmek ve anlamak mümkünüdür. John Toroski’ye ait bilgilerin verildiği kartta adres kısmında, hem Allegheny şehrinin kısaltılmış halini okursunuz, hem de en altta, John ve Toroski isimleri arasındaki (X) işaretinin John Toroski tarafından konulduğuna şahit olarak Margaret S. Faherty adını okursunuz. (https://familysearch.org/pal:/MM9.3.1/TH-267-12129-52782-20?cc=1861144&wc=MMRW-TXT:908728716-Belge 3)

registration

Belge 3: John Toroski’ye ait kimlik bilgileri

Eğer yukarda yayınladığım Torosyan’a ait olduğu iddia edilen isimsiz sağlık kartı belgesine bakarsanız, orada da Allegheny şehri ve Margaret S. Faherty ismini görürsünüz (Belge 1). Torosyan’a ait doğru sağlık bilgileri ise Demetrius Torous adlı bir sonraki kişiye ait belgelerin olduğu sayfadadır (Image 228) (https://familysearch.org/pal:/MM9.3.1/TH-267-12129-59954-74?cc=1861144&wc=MMRW-TXT:908728716 -Belge 4) .

furtherregistration

Belge 4: Dimetrius Toros’a ait kimlik; Sarkis Torosyan’a ait sağlık bilgileri

Belgeden de görüleceği gibi, “başın sol tarafında yara” (scar on left side of head) ifadesi, Torosyan’a ait olan bu isimsiz sağlık kartında yer almaktadır ve adres de Philadelphia’dır.

Ücretsiz belgelerin yer aldığı bu sitede de söz konusu yanlışlık konusunda araştırmacılar uyarılmaktadır. (Belge 5) https://familysearch.org/learn/wiki/en/United_States_World_War_II_Fourth_Draft_Registration_Cards_(FamilySearch_Historical_Records)/Known_Issues

fineprint

Belge 5: Internet sayfasında uyarı notu

Görüldüğü gibi mesele çok açıktır ve sadece belge indirdiğiniz internet sayfasında yazılanları dikkatli okumanız ile doğrudan ilgilidir. Muhataplarım bana hakaret edeceklerine, önlerindeki sayfayı dikkatlice okusalardı bu yazıya gerek bile kalmayacaktı.

Sonuç: Yeniden Tartışma Kültürü

Şahsıma yönelik saldırılara vesile olan Torosyan hakkındaki söz konusu yazımda, Hakan Erdem’in yaptığı bu bariz hatayı, hiç bir biçimde mesele etmemiş, o da sadece bir dipnotta “talihsizlik” olarak nitelemekle yetinmiştim. Deyim yerindeyse, Hakan Erdem’in hatasını anlayışla karşılamış, kendisine yönelik en küçük küçültücü bir ifadeye dahi yer vermeyerek tartışmayı kişiselleştirmemiştim. Oysa belge Torosyan’ın Romanya konusunda anlattıklarını doğruladığı ve 1916’da Amerika’ya gitmiş olmasının imkansız olduğunu gösterdiği için son derece önemli idi. İsteseydim sırf bu nedenden dolayı olayı büyütür, hatta Hakan Erdem’in tavrında kasıt dahi arayarak konuyu yazımın başlığı bile yapabilirdim. Hakan Erdem’in yaptığının, tarihçilik değil, “Google tarihçiliği” olduğunu söyler ve ama bunu bile doğru dürüst beceremediğini yazardım. Önündeki internet sayfasını dahi okuyamadığını ve belge indirmeyi beceremediğini söyleyerek kendisini utandırabilirdim. Bunların hiç birisini yapmadım. Açık ki bu benim bilinçli bir tercihim idi.

Amacım, neleri yazmadığımı yazarak, tartışmayı kişiselleştirmek değil. Bu anlama gelecek her ifadeden dolayı peşinen özür dilerim. Bunları sadece benim yazımın içinde bile değinmeyip, sadece bir dipnotta “talihsizlik” ifadesi ile aktarmakla yetindiğim ciddi bir hataya ilişkin olarak muhataplarımın verdikleri tepki ve hakaretin boyutunu göstermek; yani benim ve muhataplarımın takındığımız tutumlar arasındaki farkın altını çizmek için söylüyorum. Konu tartışma kültürü ile doğrudan ilgilidir ve anlaşılan muhataplarımın tartışma diye kastettikleri ve anladıkları şey sadece hakaret etme sanatıdır. Eğer Torosyan tartışmalarında biten bir başka şey daha varsa, o da akademisyenler arası tartışma kültürüdür dersem mübalağa ettiğimi zannetmiyorum.

Aklımın almadığı, anlamakta gerçekten çok zorlandığım bir nokta daha var: dediğim gibi, sonuçta mesele tarihçilik falan değil; internetten belge indirmektir. Ben ve Hakan Erdem aynı İnternet sayfasına baktığımıza ve Torosyan’a ait olduğu iddia edilen aynı belgeleri gördüğümüze göre, niye bilerek, kolayca suç üstü yakalanabileceğim bariz bir sahtekarlığı yapayım? Gerçekten bu denli sıradan bir sahtekarlığı yapacağımı nasıl akıllarına getirebilirler? Hakan Erdem ve Halil Berktay, 1990’lı yıllardan beri Ermeni soykırımı ile uğraştığımı bilmiyorlar mı? Ermeni soykırımı konusunda çalışıyorsanız, bir şeyi bilmeniz gerekir; karşınızdakiler, kendi yaptıkları her türlü belge tahrifat ve sahtekarlığını meşru görürler. Hatta, esas olarak böyle çalışırlar; işleri budur. Ama sizin en küçük bir hata yapma şansınız yoktur. Size karşı sıfır tolerans gösterilir. En küçük bir hatanızda bile üstünüze gelir, söylenmedik söz bırakmazlar. Söylediğim gibi, kendileri özgürdürler hata yapmada…

Önemi nedeniyle bu “sıfır tolerans” konusunda defalarca yazdım. Bunlarda birisi, Mustafa Kemal’in, soykırım için “fazahat” (utanç verici iş) demiş olduğunu aktardığımda başıma gelmiş, sahtekarlıkla suçlanmış ve benzeri saldırılara uğramıştım. Konuya ilişkin verdiğim cevapta aynen şunları söylemiştim: “ ‘Hata yapmak kula mahsustur’ denir. Şüphesiz ki ben ve benim konumumda olan sosyal bilimciler de hata yapabiliriz. Ama özellikle Türkiye’de, tartışılan konunun aşırı ‘hassas’ karakteri nedeniyle ‘sıfır tolerans’ ile çalıştığımızı, başkalarına gösterilen hoşgörünün bize gösterilmeyeceğini, en küçük bir hatamızın yakalanması durumunda ‘ipe çekileceğimizi’ biliriz. Tekrar etmek gerekirse, iddialarımızın ciddiye alınması kaynak kullanımımızdaki titizlikten geçer.”[1] Hakan Erdem ve Halil Berktay’ın da resmi tezleri savunanlar ile benzeri davranış içinde düşmüş olmaları benim için gerçekten üzücüdür. Keşke Hakan Erdem, “talihsizlik” ifadesi ile neyi kastettiğimi bana sormakla yetinseydi.

Sonuçta Torosyan tartışmaları ve Hakan Erdem’in kitabı hakkında söyleyeceğim şudur: 2,5 ayda Google taramasıyla yazılmış bir tarih kitabının ömrü de 2,5 aydan fazla olmaz. Ümit ederim bir daha 2,5 ayda tarih kitabı yazmaya kalkmaz. Ayrıca kendisine Türk basının son derece vahim hatalarla dolu kitabına niye büyük ilgi gösterdiği ve ama benim eleştirilerim konusunda (Engin Ardıç hariç) aynı basının niçin sessiz kaldığı konusunu tekrar tekrar düşünmesini önereceğim.

Son söz olarak, başta Tarih olmak üzere tüm Sosyal Bilimler öğrencilerine de küçük bir tavsiyede bulunmak istiyorum. Asla İnternet tek kaynağınız olmasın ama ille de internetten bir belge indirecekseniz, ilgili sayfayı sonuna kadar dikkatlice okumayı ihmal etmeyin. Belki bunlardan daha da önemlisi, eğer soykırım gibi kitlesel katliamlar ile uğraşıyorsanız, siz siz olun, hayata kalanların veya imha edilenlerin yakınları ile konuşmadan elinize sakın ola kalem falan almayın; onların verdikleri belgeleri ciddiye alın ve söylediklerine değer verin. Yoksa Hakan Erdem ile Halil Berktay’ın durumuna düşersiniz.


*Yazının orjinali T24 Haber sitesinde yayımlanmıştır. Yazıyı Taner Akçam’ın izniyle yeniden yayımlıyor, kendisine teşekkür ediyoruz.
**Clark Üniversitesi

[1] Radikal 12 Kasım 2006 http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=874359&CategoryID=42

Advertisements

2 Responses to “Torosyan Tartışmaları: Biten Nedir?*”

Trackbacks

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: