AKMHDP: Özde Oylar, Sözde Oylar

by Onur Yavuz

Onur Yavuz

7 Haziran 2015 Türkiye Genel Seçimleri son 13 yıldır rastlanmayan yeni bir meclis kompozisyonu ile sonuçlanırken geride bu sonuçların nasıl ortaya çıktığına dair tartışmalar bıraktı.

Bu tartışmalar son bir aydır çeşitli şekillerde sürerken kimi araştırmacılar da ulaşılabilir durumda olan veri setleri aracılığıyla tartışmaya veri bazlı ve matematiksel bir açıklama getirmeye çalıştılar.

Bu araştırmacılar arasında Erik Meyersson iki periyod arasında oluşan oy oranı farklarıyla regresyon modelleri üzerinden giderken KONDA’nın 18 Haziran tarihli raporu ve Onur Altındağ-Bert Azizoğlu ikilisinin 20 Haziran tarihli araştırmaları ekolojik çıkarım yöntemi (1) kullanarak oy kaymalarına açıklık getirmeye çalıştı. Tüm bu araştırmaların bulguları HDP’nin sürpriz bir oranla barajı geçmesinin ardındaki itici gücün birtakım çevrelerce iddia edildiği gibi CHP seçmeninin stratejik davranarak HDP’ye (emanet) oy vermesiyle değil, AKP’nin kendi seçmen kitlesi içinde gözlemlenen ciddi bir kayma sonucu olduğuna işaret ediyordu. Ek olarak bu tez ışığında AKP kampında da “PKK’nin halkı tehditleri sonucu” bu durumun ortaya çıktığına dair “şahin” bir pozisyon belirdi.

Görüleceği üzere HDP’nin barajı aşmasına sebep olan faktörün yorumlanışı iki farklı kampın genel olarak Kürt halkı ve Kürt siyasi hareketine dair ajandası ve söylemini kurgulamada kullanma eğiliminde olduğu bir şey. Bir yandan gerek iktidar, gerek merkez muhalefet kanadında emanet oy söylemiyle HDP’den bugüne değin savunageldiği pozisyondan ödün vermesi gerektiğine dair birtakım taleplerde bulunma eğilimi gösterirken, diğer bir kamp ise Kürtlerin ve Kürt hareketinin devletin otoritesini hatırlamaya ihtiyacı olduğu fikriyatında bir saldırganlığa yuvarlanmaya meyyal görünüyor.

Bu analiz size Meyersson, KONDA ve Altındağ-Azizoğlu araştırmalarının bir sağlamasını sunmak üzere hazırlandı. Gerek Meyersson’un analizinde nümerik detaylara girilmemiş olması, gerek KONDA ve Altındağ-Azizoğlu analizinde kullanılan prosedürün ekolojik yanlış-çıkarım riskine yatkın olması sebebiyle halihazırdaki analiz bu tartışmaya katkı sağlamak ve yukarıda atıf verilmiş bulguların sağlamasını yapmak amacıyla kaleme alındı.

Bu analizin diğer çalışmalara temel farkı veri madenciliği (2) düzleminde ilerlememesi, tersine hipotez test edici bir şekilde kurgulanmış olması. Bu nedenle teorik bir argümantasyon ile içerdiği değişken sayısı sınırlanmış, doğrudan ortaya atılmış bir dar hipotezin doğruluğunu test eden ve bu analitik modelden elde edilen bulgular ışığında hâlihazırdaki betimsel oy dağılımını yorumlayan bir analiz söz konusu.

Analizin zayıf yanı ise sadece şu ana kadar ulaşılabilir halde olan seçim verilerine dayanması ve bu verilerin en küçük sayım ünitesi olarak ilçe bazında toplanmış olması oldu. Eğer en azından sandık bazında verilere sahip olunsa, daha sağlıklı bir modelleme mümkün olabilirdi – aynı sebepten ötürü yukarıda bahsedilmiş olan ekolojik yanlış-çıkarım riski de bu model ile hala tamamen saf dışı edilemedi. Bu riskin tamamen saf dışı edilebilmesi ise zaten birey bazlı veriye sahip olmak ile mümkün olabilirdi – ki elbette bu noktada birey bazında secim verisine sahip olunsa da, oyun gizli kullanılan açık sayılan bir demokrasi aracı olmasından ötürü için bireyin beyanının esas alınması mümkün olmayacaktı. Zira bireyin birçok nedenle (örneğin toplumsal kabul görme kaygıları) yanlış beyan vermesi de mümkündür.

Talha Öz tarafından derlenmiş olan il ve ilçeler bazında 2011-2015 Genel Seçimleri veri setine dayanan analizin konusu olan önermeler ise aşağıdaki gibidir:

“H1: HDP’nin barajı geçmesi CHP seçmen kitlesinin 2015 Genel Seçimleri’nde HDP’ye oy vermesiyle mümkün olmuştur.”

“H2: HDP’nin barajı geçmesi AKP’nin seçmen kitlesinden ciddi bir kitlenin HDP’ye yönelimiyle mümkün olmuştur.”

Bu hipotezleri test etmek için AKP 2011 ve CHP 2011 oy oranlarının HDP 2015 oy oranına etkisinin hesaplanması için bir çizgisel regresyon modeli hazırlandı.

Kısaca özetlemek gerekirse, bu analiz ile hedeflenen 2015’te HDP’ye en ciddi oy katkısını yapan seçmen kitlesinin 2011 seçimlerinde hangi partide toplanmış olduğu hakkında bilgi sahibi olmaktı. Buna göre HDP’nin ortak seçmen havuzunu en güçlü paylaştığı ve dolayısıyla en doğal rekabet halinde olduğu parti 2011 oy oranlarıyla 2015 oy oranlarına en güçlü ve istatistiksel olarak anlamlı “negatif” etkiyi yapan parti olacaktı.

Bir ana modelin kurgulanmasından önce tek değişkenli basit regresyon modelleri kurgulanarak iki rakip partinin HDP 2015 oy oranına etkileri tek tek test edildi. Bu noktada ulusal ölçekte yapılan bu analizde iller ve özellikle ilçeler arasında güçlü biçimde değişen tercihlerin ulusal sonuçlara yanıltıcı etki etmemesi amacıyla ilçe değişkeni sabit etki olarak hesaplanarak tekli modele dâhil edildi. Bu kontrol modellerinde MHP dâhil tüm diğer partilerin oy oranlarının HDP’nin 2015 oy oranı için güçlü ve istatistiksel anlamlı negatif etkileri görüldü.

Buna mukabil hesaplanan toplu analitik modelde sonuçlar aşağıdaki tabloda görülmektedir:

Onur1

Bu bulgulara göre AKP’nin 2011’de kazandığı her %1’lik oy artışı HDP’nin 2015’teki oy oranına ülke çapında %176 küçülme olarak etki ediyor ve bu etkinin istatistiksel olarak yüksek derecede anlamlı olduğu görülüyor (p değeri, yani rassallık payı %5’ten küçük), dolayısıyla AKP ve HDP arasında ortak seçmen zemininde ciddi bir rekabetin göstergesi.

Öte yandan CHP’nin 2011’deki her %1’lik oy kazanımı HDP’ye 2015’te ülke çapında %142 oy kaybettiren bir faktör olarak ortaya çıkıyor ve bu durum da istatistiksel olarak yüksek derecede anlamlı (gene sonuçtaki rassallık payı %5’ten küçük).

Son olarak, içeriksel olarak hipotez testine tabi tutulmayan, fakat keşifsel manada tekil regresyon ile kontrol edildiğinde anlamlı etki gösteren MHP’nin de bu toplu modelde AKP ve CHP’ye benzer bir etki gösterdiği görülüyor ve MHP’nin 2011’deki her %1’lik oy artışı HDP’ye 2015’te ülke çapında %154 kayıp olarak dönüyor.

AKP’nin HDP’nin 2015 oylarında CHP’ye nazaran daha yoğunluklu bir düşüşe sebep olması ortak seçmen havuzu önermesine dair bir gösterge olsa da, iki partinin de istatistiksel anlamlılık çerçevesinde negatif etki yapması ve aritmetik farkın çok da büyük olmaması yukarıdaki her iki önerme için de sorun teşkil eden bulgular. Buna ek olarak keşifsel olarak analize katılan MHP’nin içerik bazında HDP ile anlamlı ölçüde seçmen havuzu paylaşıyor doğrultusunda görünmesi ise söz konusu hipotezlerin en küçük ölçü birimi ilçe olan bir veri ile ne kadar sağlıklı ölçülebilir olduğuna dair bir soruyu ortaya atmış oluyor. Zira bu noktada ilçeler arasındaki büyüklük farkları bir sabit etki değişkeni ile kontrol altına alınmış olsa da, (özellikle büyük) ilçelerin öznel demografik yapısının yarattığı etkinin doğrudan ölçülemediği için analize bir “bozucu” (confounder) değişken olarak arka planda dâhil olarak dolayımlama (mediation) yapma olasılığı öne çıkıyor.

Bu olasılıktan yola çıkarak AKP-MHP ve AKP-CHP oy çekişmesini eldeki veriye dayanarak kaba biçimde kontrol edebilecek birer “fark” değişkeni hesaplandı. Buna mukabil, söz konusu değişkenler 2011 AKP ve 2015 MHP yahut CHP arasındaki aritmetik farkı içermektedir. Bu değişkenlerle yapılan öncel (preliminary) tekil regresyon analizlerinde fark değişkenlerinin istatistiksel anlamlı etkileri görüldüğünden aşağıdaki iki adet bütünlüklü analitik model hesaplandı.

Onur2

Yukarıda bulunan dolayımlama analizindeki sonuçlar CHP özelinde bozucu değişken şüphesini destekleyen bir tablo çiziyor. Bu sonuçlara göre AKP’nin 2011 oy oranındaki her %1’lik artış HDP’nin 2015 oy oranına %270’lik bir oy kaybı olarak yansırken, CHP’nin 2011 oy oranının HDP 2015’e anlamlı etkisinin tamamen ortadan kalkmış olduğunu görüyoruz. Buna ek olarak CHP’nin 2015’te AKP’nin 2011 havuzundan kopardığı her %1’lik oy HDP’nin 2015 oy oranına %140 büyüklüğünde bir oy akısı sağlıyor. Dolayısıyla AKP’nin tek başına HDP’nin en büyük oy havuzu ortağı ve rakibi olduğu savı bu modelde daha da güçlü desteklenirken, CHP’nin önceki modelde görülen HDP ile oy havuzu ortaklığı ortadan kaybolmuş, bunun CHP ve AKP arasındaki çekişmenin yarattığı bir sapma olduğu görülüyor.

Aşağıdaki modelde ise aynı durum MHP özelinde tekrarlanıyor.

Onur3

Böylelikle son iki modelde bulunan dolayımlayıcı (mediator) değişkenler ve her modelde istatistiksel anlamlılığını tek başına koruyan AKP 2011 oy oranıyla son bir analitik model hesaplandı. Sonuçlar aşağıda görülmektedir.

Onur4

Bu sonuçlara göre istatistiksel anlam ifade etmeyen değişkenler modelden çıkarıldığında AKP’nin 2011’de kazandığı her %1’lik oy HDP’nin 2015 oy oranında %330 oranında bir düşüş öngörüyor. CHP’nin 2015’te AKP’nin 2011 havuzundan kopardığı her %1 oy ile HDP’ye 2015’te %92 oy artışı, MHP’nin de 2015’te AKP’nin 2011 havuzundan kopardığı her %1 oy ile HDP’nin 2015 oranına %125 oranında oy kayması yarattığı görülüyor.

Bu sonuçlar ışığında başta bahsedilen önceki araştırmalardaki bulguları destekleyici bulgular görülüyor. Dolayısıyla CHP’den HDP’ye “emanet oy” hipotezi (H1) anlamını yitirerek saf dışı kalıyor – zira CHP ile HDP’nin kendi aralarında akışkan ve ilişkili bir seçmen tabanı paylaşmadıkları önceki araştırmalardaki sonuçları doğrulayan biçimde burada da net olarak görülmekte.

Öte yandan AKP ve HDP arasında böyle bir ilişki olduğu da güçlü biçimde görülüyor ve böylelikle söz konusu hipotez (H2) gene önceki araştırmalarla uyum içinde doğrulanmış oluyor.

Enteresan bir diğer nokta da MHP-AKP çekişmesinin bile HDP’ye CHP havuzundan gelebilecek herhangi bir kaymadan çok daha fazla oy kazandırması. Bu da AKP, MHP ve HDP’nin özellikle batıdaki büyük şehirlerde benzer sosyoekonomik özellikleri paylaşan kitlelerden beslendiği ve MHP-HDP arasındaki ideolojik ayrışmaya rağmen bu iki partinin özellikle yoksul emekçi kitlelerin yaşadığı bölgelerde karşı karşıya gelerek AKP ile rekabet ettiği teziyle yaklaşılabilir. Örneğin özellikle İstanbul genelindeki betimsel seçim istatistiklerine bakarak bu durum anlaşılabilir. Bu minvalde İstanbul’da HDP’nin %10 oranını geçtiği ilçelerde AKP’nin 2011’e kıyasla %10 puan kaybı yaşadığı rahatlıkla görülmekte.

Söz konusu bulgulardan yola çıkarak gelinen noktada AKP ve HDP’nin büyük bir ortak seçmen havuzu paylaştığı görülüyor. Bu havuzun ekseriyetinin ise hem doğu illerindeki sonuçlara, hem de batı illerinde AKP’den HDP’ye büyük kaymaların görüldüğü ilçelerin sosyoekonomik yapısına bakarak bugüne dek AKP’ye oy vermiş olan (muhafazakâr) Kürt vatandaşlardan oluştuğu rahatlıkla tespit edilebilir bir durum. Hülasa bu noktada HDP’nin örneğin Beşiktaş, Cihangir veya Bağdat Caddesi’nden “emanet” oylarla barajı geçmediği ve bu minvalde herhangi bir partinin seçmeninin “emanet bahanesiyle” HDP’nin siyasi pozisyonunda değişiklik istemesinin anlamlı görünmediğinin üzerinde durulmalı. Başka partilerden de bu seçimlerde HDP’ye belli ölçüde seçmen kayması olmuş olmasını inkâr etmek doğru değilse de, bu kaymanın HDP’nin başarısına istatistiksel olarak gözlemlenebilir ve pratikte anlam ifade eden bir etki etmediği ortada görünüyor.

Öte yandan bu sonuçlar ışığında HDP’nin başarısında asıl okunması gereken durumun bugüne dek AKP’ye oy vermiş Kürt seçmenin ülke çapında söz konusu parti ile kitlesel olarak bağlarını koparmış, partiye ve projelerine güvenini ve inancını yitirerek desteğini çekmiş olması. Bu noktada “devletin doğudaki otoritesi kaybolduğu için HDP barajı geçti” savının da bir siyasi sağduyusuzluk ve öfke hezeyanından fazlası olmadığı ve sadece daha da yıkıcı etkiler yaratacak bir pozisyon olduğu rahatlıkla anlaşılabilir – eğer ki niyet Kürt seçmeni seçiminden ötürü cezalandırarak gelecekte radikal sağ seçmene dayanarak iktidar olma kumarını oynamak değilse…

Şüphesiz ki sorumlu her siyasetçi için bu tablodan çıkarılacak çok ders vardır.

Not: Bu yazıdaki analizler eldeki verinin en küçük ölçüm birimi ilçe olmasından kaynaklanan belli kısıtlamalarla yapıldı. Sandık bazında veriler ile daha temiz bir analiz mümkün olabilirdi. Ayrıca her parti için mahallî “başarı” kriterinin objektif biçimde tanımlanabilmesi mümkün olsaydı tüm analizin Sınıflandırma ve Regresyon Ağaçları (CART) prosedürü ile çok daha başarılı modellenmesi sağlanabilirdi. Veri bulmanın bu kadar zor olduğu bir ortamda titiz bir çalışmayla son iki periyodun seçim sonuçlarını derleyen ve kullanıma sunan Talha Öz’e ve yazının çeşitli aşamalarında soru, eleştiri ve düzeltileriyle katkıda bulunmuş Azad Alik editörleri Emine Deniz ve Ayda Erbal’a buradan teşekkürü bir borç bilirim.

(1) Gruplara dair verilerden simülasyon aracılığı ile bireysel ölçekte çıkarım yapma yöntemi.

(2) Dar anlamda istatistik prosedürlerine başvurmaksızın veriler arasındaki ilişkilerin keşifsel olarak analiz edilmesi.

Advertisements

One Trackback to “AKMHDP: Özde Oylar, Sözde Oylar”

Leave a Reply

Fill in your details below or click an icon to log in:

WordPress.com Logo

You are commenting using your WordPress.com account. Log Out / Change )

Twitter picture

You are commenting using your Twitter account. Log Out / Change )

Facebook photo

You are commenting using your Facebook account. Log Out / Change )

Google+ photo

You are commenting using your Google+ account. Log Out / Change )

Connecting to %s

%d bloggers like this: