Posts tagged ‘AKP’

January 29, 2016

PKK ve Özyönetim

by Azad Alik

[Editörlerin Notu: Azad Alik’te, Türkiye’nin etnisiteler ve bölgelerarası eşitlik sorununa ve Türkiye Kürdistan’ı dahil yerinden yönetime ilişkin çözüm önerileri de içerecek yeni bir yazı dizisine başlıyoruz. Bu yıl, 2015 yılında başladığımız dizilere devam ederken bir yandan da bu dizilerden hem ırkçılık hem de Ermeni soykırımının 100. yılıyla yakından ilintili olan bu yeni dizide yazı, karşı yazı ve röportajlara yer vereceğiz. Bu vesileyle ve giriş niteliğinde de olsa yerinden yönetim, kaynaklar ve vergilendirme konularını tartışmaya Harran Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Nazım Kadri Ekinci’nin 1 Aralık seçimlerinden önce Serbestiyet‘te 2 bölüm olarak yayımlanmış yazısını tek bölümde yayımlayarak başlıyoruz. Ekinci’nin kaynaklar konusunu kaleme aldığı başka bir yazıyı ise önümüzdeki günlerde yayımlayacağız.]

Nazım Kadri Ekinci*

Tayyip Erdoğan’ın muhtemelen en büyük hatâsı Abdullah Öcalan üzerinden PKK’yi silâhsızlandırabileceğine ya da sınır dışına çıkarabileceğine inanmış olmasıdır. Abdullah Öcalan’ın en büyük hatâsı da, bölgede ”devleti reddetmeyen” ama kendi güvenlik güçleri olan bir “kantonlar “ grubu kurulmasına T.C. devletini  Erdoğan ve ona bağlı MİT ekibi üzerinden ikna edebileceğine inanmış; daha da vahimi, ona bağlı olan herkesi de inandırmış olmasıdır. Çözüm süreci, karşılıklı olarak mümkün olmayan beklentiler üzerine kurulu bir hayaldi. Her iki taraf da uzun bir süre önce karşılıklı olarak hayallerinin gerçekleşmeyeceğini anlamış olmalıdır. Her iki tarafın da süreç boyunca kaçınılmaz gördükleri savaş için planlarını ve hazırlıklarını yapmış olduğu çok açık.

 

İlk başta ve şu ana kadar savaş, büyük ölçüde kentlerde örgütlenmiş gençlerce yürütülmeye çalışıldı. Bu gençler son iki seneyi inandırıldıkları üzere büyük bir beklenti içinde; özyönetime geçilip kendilerinin “asayiş” gücü olacağı ve bürokratik mekanizmada yer alacakları günlerin hayaliyle geçirdi. Bunu, burada yaşayıp gözlem yapma yeteneği ve olanağı olanların görmüş olması gerek diye düşünüyorum. İki yıl boyunca halkın içinde yaşadılar; müsamaha ve destek gördüler; giderek, günü geldiğinde halkın içinden vurup, halkı mücadeleye katmak demek olan devrimci halk savaşının gerçekleşebileceğine olan inançları pekiştiği ölçüde sabırsızlanmaya başladılar. Savaş başlayınca, büyük bir enerji, hırs ve umutla şehirlerde yerini alacakları polis güçlerine saldırdılar ve saldırıyorlar. İşte tam bu noktada büyük hayal kırıklığı yaşanmış olmalı. PKK’nin en büyük hatâlarından biri, seçimlerde DEP-HADEP-BDP-HDP’ye verilen oy oranı ile kendi yönetim projesine desteği bir tutması. Yüzde 90 ve üzeri oy alınan Lice, Silvan, Varto, Şemdinli, Yüksekova ve en önemlisi Cizre’de halk “gençlerle” birlikte ayaklanmak bir yana, fırsat ve imkân bulduğunda kenti terk etmiş bulunuyor.

 

Bunu “gençler” yapamaz ama PKK’nin kendine sorması gerek: “Halk benimle birlikte ayaklanıp ne kazanacak?” Bu sorunun, inanç ve ülküler temelinde düşünmeye alışmış olanlar için hayret kaynağı olacağını biliyorum. Nasıl, ne kazanacak? Kazanacak bir dünya var! Ama son tahlilde, her türlü halk hareketinin bir maddi temeli olmalı. Burada maddi temeli sadece sınıf temeli olarak düşünmemeliyiz. Onu da içerecek şekilde, ama ötesinde ve daha genel olarak, toplumsal maddi temeli, bir harekete taraf olan ve sonuçta konumu itibariyle o hareketten beklentisi bulunan (homojen olan veya olmayan) gruplar oluşturur. Örneğin “gençlik” sınıf da değildir, homojen de değildir, ama kantonsal özyönetimden büyük beklentisi olan etkili bir gruptur.

read more »

August 24, 2015

AKMHDP: Özde Oylar, Sözde Oylar

by Onur Yavuz

Onur Yavuz

7 Haziran 2015 Türkiye Genel Seçimleri son 13 yıldır rastlanmayan yeni bir meclis kompozisyonu ile sonuçlanırken geride bu sonuçların nasıl ortaya çıktığına dair tartışmalar bıraktı.

Bu tartışmalar son bir aydır çeşitli şekillerde sürerken kimi araştırmacılar da ulaşılabilir durumda olan veri setleri aracılığıyla tartışmaya veri bazlı ve matematiksel bir açıklama getirmeye çalıştılar.

Bu araştırmacılar arasında Erik Meyersson iki periyod arasında oluşan oy oranı farklarıyla regresyon modelleri üzerinden giderken KONDA’nın 18 Haziran tarihli raporu ve Onur Altındağ-Bert Azizoğlu ikilisinin 20 Haziran tarihli araştırmaları ekolojik çıkarım yöntemi (1) kullanarak oy kaymalarına açıklık getirmeye çalıştı. Tüm bu araştırmaların bulguları HDP’nin sürpriz bir oranla barajı geçmesinin ardındaki itici gücün birtakım çevrelerce iddia edildiği gibi CHP seçmeninin stratejik davranarak HDP’ye (emanet) oy vermesiyle değil, AKP’nin kendi seçmen kitlesi içinde gözlemlenen ciddi bir kayma sonucu olduğuna işaret ediyordu. Ek olarak bu tez ışığında AKP kampında da “PKK’nin halkı tehditleri sonucu” bu durumun ortaya çıktığına dair “şahin” bir pozisyon belirdi.

Görüleceği üzere HDP’nin barajı aşmasına sebep olan faktörün yorumlanışı iki farklı kampın genel olarak Kürt halkı ve Kürt siyasi hareketine dair ajandası ve söylemini kurgulamada kullanma eğiliminde olduğu bir şey. Bir yandan gerek iktidar, gerek merkez muhalefet kanadında emanet oy söylemiyle HDP’den bugüne değin savunageldiği pozisyondan ödün vermesi gerektiğine dair birtakım taleplerde bulunma eğilimi gösterirken, diğer bir kamp ise Kürtlerin ve Kürt hareketinin devletin otoritesini hatırlamaya ihtiyacı olduğu fikriyatında bir saldırganlığa yuvarlanmaya meyyal görünüyor.

Bu analiz size Meyersson, KONDA ve Altındağ-Azizoğlu araştırmalarının bir sağlamasını sunmak üzere hazırlandı. Gerek Meyersson’un analizinde nümerik detaylara girilmemiş olması, gerek KONDA ve Altındağ-Azizoğlu analizinde kullanılan prosedürün ekolojik yanlış-çıkarım riskine yatkın olması sebebiyle halihazırdaki analiz bu tartışmaya katkı sağlamak ve yukarıda atıf verilmiş bulguların sağlamasını yapmak amacıyla kaleme alındı.

Bu analizin diğer çalışmalara temel farkı veri madenciliği (2) düzleminde ilerlememesi, tersine hipotez test edici bir şekilde kurgulanmış olması. Bu nedenle teorik bir argümantasyon ile içerdiği değişken sayısı sınırlanmış, doğrudan ortaya atılmış bir dar hipotezin doğruluğunu test eden ve bu analitik modelden elde edilen bulgular ışığında hâlihazırdaki betimsel oy dağılımını yorumlayan bir analiz söz konusu.

read more »

June 4, 2015

Çözüm Süreci: Tehlike Anında Camı Kırınız*

by ozge genc

[Editörlerin Notu: 25. dönem TBMM seçim meydanlarında gerek iktidar gerekse muhalefet tarafından zaman zaman kendisine en hoyrat davranılmış olan çözüm süreci, seçimlerden kimin galip çıkacağından bağımsız Türkiye’nin ivedilikle çözmesi gereken en önemli sorunlarından biri olmaya devam edecek. Bu vesileyle, Uluslararası Kültürel Araştırmalar Merkezi’nin (UKAM) Azad Alik editörlerinden Özge Genç ile Nisan ayında yaptığı röportajı yeniden yayımlıyoruz. 8 yıl TESEV Demokratikleşme Programı’nda çeşitli görevlerde çalışmış Özge Genç Nisan ayından bu yana PODEM’de Araştırma Direktörü olarak görev yapıyor. Genç 2013-2014 yıllarında Kürt siyasetinin farklı coğrafyalardaki farklı aktörleriyle görüşmeler yapmıştı.]

Enver Yalçın ve Ömer Uğurlu

“Yeni Türkiye” kavramı Çözüm Süreci adına neler vaat ediyor?

40 yıldır süren çatışma halinin sona ermiş olması ve devletin düşman bellediği bir hareketin lideriyle oturup konuşması ve çatışma çözümü yolunda ilerlemesi başlı başına yeni ve bunun “Yeni Türkiye” kavramının altını dolduran en önemli özellik olduğunu düşünüyorum. Çözüm Süreci’nde, askeri vesayeti kaldıran, PKK lideri ile enformel müzakere yürüten AK Parti’nin şu an yaptıklarından çok daha iyisini yapmasını bekleyen bir kitle var. AK Parti, bu vaatle yeniden hükümete geldiğinde, toplumsal zihniyette geri dönülmez çatlaklar oluşturmayı başarırsa ve demokratik kurumsallığı tüm farklılıklarıyla toplumu merkeze alarak yeniden inşa edebilirse “Yeni Türkiye’den” söz edebiliriz.

read more »

April 27, 2015

Önseçmeli mi, seçmemeli mi? Mesele sahiden bu mu?*

by eminedeniz101

Screen Shot 2015-04-27 at 10.54.56 PM

[Editörlerin Notu: Geçtiğimiz haftalarda gerek medya mensupları, gerekse özellikle konunun uzmanı olmayan pop akademisyenler tarafından sosyal medyada demokratik temsiliyetin kalitesi konusunda kamuoyunun yanlış bilgilendirildiği dikkatimizi çekti. NYU Siyaset bölümünde doktora öğrencisi olan Emine Deniz’in önseçimlerin demokratik temsiliyet kalitesinin koşullarına ilişkin bu yazısını bir nebze de olsa bu bilgi kirliliğini düzeltmek amacıyla yayımlıyoruz.]

Emine Deniz**

Bu yazının konusu 2015 yılı genel seçimlerinin en çok tartışılan olgularından biri: önseçim. Cumhuriyet Halk Partisinin ilkini 1999 yılında[1] gerçekleştirdiği önseçimleri 2015 yılı genel seçimleri öncesi yeniden gerçekleştirmesi siyasetin her kolunda tartışmalara neden oldu. Kimileri için “demokrasi şöleni”, kimileri için “siyasi elitlerin güç gösterisi” olan önseçimleri DE kişiselleştirmeden, olgunun kendisi üzerinden tartışamadık.

Bir olgunun/kurumun özgül değerini belirleme referansınız Cumhuriyet Halk Partisi yaptı ise sahip olduğunuz tüm diplomaları duvara asın ve uzun uzun bakın. Herhangi bir siyaset bilimi ve/ya ekonomi politikası CHP tarafından önerildiği için koşulsuz iyi ve koşulsuz kötü olamaz.

Önseçimin kendi özgül değerini belirleyebilmek için siyaset bilimi, ekonomi ve ekonomi-politik literatürüne göz atmak gerektiğini düşünüyorum.[2]  

read more »

April 21, 2015

Ne Seninle, Ne Sensiz: Seçimler, Kamuoyu Araştırmaları ve Ötesi*

by emretoros

[Editörlerin Notu: Azad Alik olarak önümüzdeki günlerde bir kısmı önceki dizilerin devamı olan birbirinden farklı konularda çok sayıda yazı yayımlayacağız. Yaklaşan genel seçimlere ilişkin bu diziye Atılım Üniversitesi Öğretim Üyelerinden Emre Toros‘un** soru cevap şeklinde yazdığı yazıyla başlıyoruz.]

Emre Toros

Türkiye son iki yılda iki seçim yaşadı. Üçüncüsü de yolda. Her bir seçimde farklı farklı birçok konu gündeme gelse de, tüm seçimler için değişmez olarak öne çıkan konulardan biri yapılan kamuoyu araştırmaları oluyor. Bu araştırmalar ile ilgili genel anlamda ne söylenebilir?

Birçok şey söylenebilir ancak, kibar olmak adına ve akademik kimlikle, en basitinden bu araştırmaların neredeyse hepsinin “çok sorunlu” olduğunu söyleyebilirim.

Bu aslında herkesin aklına gelen cevaplardan biri. Bu “sorunlu” durumun nedeni nedir?

Hem arz hem de talep yönünde problemler olduğunu düşünüyorum. Talep yönünde, yani vatandaş/seçmen tarafında, bu araştırmalara çok ciddi bir güvensizlik var. Zira yıllardan beri bu araştırmaların sonuçları kabul edilemez bir

read more »

May 7, 2014

Dedelere Anlatır Gibi: Yerel Seçimler, Olası Yolsuzluklar ve İstatistik*

by Onur Yavuz

Son 2 hafta 2014 yerel seçimlerinde “hile” olduğunu kanıtlama iddiasıyla yayınlanan bir sürü grafiğin özellikle sosyal medyada bolca paylaşılmasıyla geçti[1]. Buna dair yazdığım ilk yazıda grafiklerin aslında analitik istatistiksel verilerin (yani sayıların) anlaşılması için “yardımcı enstrümanlar” olarak yararlı olduklarını, fakat tek başına bir veri kaynağı olarak yanıltıcı ve anlamsız olabildiklerini anlatmaya çalışmıştım. Bu yazıya elbet kimi olumlu ve yapıcı, kimi ise “niye böyle seyler yazıp rahatımızı bozuyorsun” ekşiliğinde çeşitli tepkiler geldi. Fakat en önemlisi, oldukça eleştirmiş olduğum Eren Yanık çok olgun ve yapıcı bir geribildirim ile dönüş yaptı ve önemli olanın bu tür konuların kamuoyunda açıkça konuşulabilir hale gelmesi olduğunu belirtti. Bu noktada ona tamamen katılıyorum ve bu tartışmaya önayak oluşu kadar teknik eleştiriye verdiği yapıcı tepkiden ötürü de çok teşekkür ediyorum.

Ayrıca Alphan Kırayoğlu burada , burada ve burada düzgün istatistiksel analizlere imza attı (hak ettikleri ilgiyi görmedikleri hissine sahibim ve kendisine verdiği emek için teşekkür ediyorum). Bunlar olup biterken Erik Meyersson yeni bazı “grafikler” paylaştı ve bunların iddia edilen “hile” tezini analitik düzeyde ne kadar desteklediğini kontrol etme ihtiyacı duymadan kimi üniversite profesörleri çeşitli medya platformlarında “derin” hile analizleri yaptılar. Söz konusu ikinci yazısında Meyersson Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Mersin, Manisa, Gaziantep, Kayseri ve Konya olmak üzere 9 farklı şehri seçerek bunların “içinde” yaptığı analizleri aşağıdaki grafik kümesinde yan yana koyarak “bunlar arasında” olan bir farka dair iddiada bulundu.

read more »

April 4, 2014

Şaibeli Seçimler? İsviçreli Bilimadamları Ne Diyor?*

by Onur Yavuz

Onur Yavuz**

Oldukça gergin bir hazırlık döneminin ardından gerçekleşen 2014 yerel seçimleri hakkında kamuoyunda tartışmalar sürüyor. Özellikle Ankara’da seçime yolsuzluk karıştığı iddiaları gerek muhalefete yakın kitlesel medya, gerek sosyal medyada önemli ölçüde yer buldu ve buluyor. Bu minvalde geçtiğimiz günlerde Eren Yanık’ın Twitter’da paylaştığı aşağıdaki grafikle tartışma istatistik alanına kaydı. Bunu müteakip Erik Meyersson’un yaptığı bir analiz ortaya çıktı. Son olarak ise Dr. A. Murat Eren’in son iki gündür paylaştığı oldukça iyi data analizleri bulunuyor (Dr. Eren’in analizlerinin ciddiyetle okunmasini tavsiye ediyorum, Meyersson’un analizi biraz daha temkin gerektiriyor, Eren Yanık’ın paylaşımının ise aceleciliğin veri analizinde ne kadar yanıltıcı sonuçlar üretebileceğini gösteren bir örnek olarak üzerinde durulmalı).

read more »

December 16, 2012

Aleviler, Temsiliyet, Makbuliyet*: Alevilik üzerine notlar 1[1]

by Gokhan Erdogan

 

Yemenden öte bir yerde düldül hala savaştadır…

PKK ile Türkiye devleti arasında yapılan Oslo görüşmelerinde PKK’nin eylemsizlik kararının seçimlere kadar sürdürülmesini isteyen Mit Müşteşarı Hakan Fidan, “iktidarlar tüccarlar gibi kar zarar hesabı yaparlarsa burada dolar yerine oy sayısını koyarlar ortaya hangi hareketten ne kadar fazla oy gelir ona bakarlar bunun hesabını yaparlar.” diyordu (Fidan 2011). AKP’nin açılımlar dönemindeki bakış açısını anlatan bu ifadenin eksik parçası bu tüccarın bir yandan da uluslararası alanda iş çevirmeye çalışan iç ve dış siyasetin konularını birbirine ekleyip kendi anlayışına göre beraberce çözmeye çalışan bir kapasitesi oluşudur.

Osmanlı’dan bu yana Alevi toplumu bir azınlık konumunda bulunmuş ve ikisi de Sünni Müslüman Osmanlı ve Türkiye devletinin tehditi altında varlığını korumaya çalışmıştır.  Alevi açılımının bugün bir gereksinim olarak ortaya çıkmasına neden olan tarihsel süreç, Osmanlı’dan günümüze iktidardaki Sünni Müslüman kesimin kendi inancı dışındaki insanlarla bir arada eşit bir biçimde yaşamayı kabul etmemelerinden kaynaklanmaktadır (Toprak 2008), (Frekans Araştırma 2009).

read more »

%d bloggers like this: