Posts tagged ‘BDP’

February 7, 2013

Kullanışlı Aleviler / Alevilik Üzerine Notlar Son

by Gokhan Erdogan

bilet

Hatır Kalsın, Yol Kalmasın

Alevilik, Azerbaycan, İran, Irak, Suriye, Bulgaristan, Yunanistan, Kıbrıs, Romanya, Makedonya gibi çevre ülkelerdeki yerel unsurları, etkileşimleri ve Almanya, İngiltere, Fransa, ABD vb ülkelerdeki diasporasıyla ve de Türkiye’de milyonlarla ifade edilen Alevi nüfusu ile büyük bir sosyal ve ekonomik gücü ifade eder. Bunun yanı sıra Yunus Emre’den, Pir Sultan Abdal’a, Aşık Veysel’e birçok ozanları, özgün kültürüyle Türkiye’nin kültürel yapısını büyük oranda belirleyen bir geleneğe sahiptirler. Bu nedenle Alevi nfusu, kültürü, örgütleri Türkiye siyasetinin tam merkezinde yer almaktadır.

Alevilerin büyük çoğunluğu kendilerini yalnızca Alevi sıfatıyla tanımlamaktadırlar. Buna ragmen bir yanda Sünni Türk devlet öte yanda diğer siyasi hareketler kendi ajandaları ve ideolojilerine göre Alevileri üç tarz-ı siyasetin, üç farklı kimlik inşa sürecinin etkisi altına almaya çalışmaktadırlar.

read more »

September 17, 2012

Bir Anayasal Hak Olarak “Hakikati Öğrenme Hakkı” Bir Anayasal Mesele Olarak “İnsanlığa Karşı Suçlar ve Soykırım”*

by Azad Alik

Levent Köker**

Yeni anayasa metni üzerindeki çalışmaların başlamasıyla birlikte siyasî partilerin hak ve özgürlükler ile ilgili önerileri de daha net bir biçimde kamuoyunda duyulmaya ve tartışılmaya başlandı. Anayasaların en hayatî önem taşıyan bölümlerinin başında gelen hak ve özgürlükler ile ilgili öneriler arasında dikkat çekici olanlardan biri de BDP’nin “hakikati öğrenme hakkı” önerisi. Buna göre: “Herkesin hakikate ulaşma, ülkenin tarihsel geçmişiyle ilgili gerçek bilgilere erişme, devlet arşivi dahil bu geçmişe ilişkin belge ve bilgilerin açıklanmasını isteme hakkı vardır. Soykırım ve insanlığa karşı suçlarda zaman aşımı işlemez.”[1]

read more »

October 4, 2011

Vicdan Pᴑrnᴑsu

by Ozge İspir


“İçten duygular, güzel düşünceler, kurbanların sayısını azaltmaya yetmez.”
Bilge Karasu

Susan Sontag, Başkalarının Acısına Bakmak isimli kitabında basın fotoğrafçılığıyla hesaplaştı ve haber fotoğraflarıyla insanların acısının estetize edilmesine karşı çıktı. Sontag’a göre bu fotoğraflar beynimizde “şok” etkisi yaratıyordu. Bir yandan toplumsal bilincimizi uyarırken diğer yandan onu öldürüyordu. İlk anda bu fotoğraflarla uyarılan beynimiz daha sonra bunlara alışıyor ve acı artık eski etkisini yapmıyordu. Çünkü bu imgelerle birlikte acının kendisine yabancılaşıyor, başkalarının estetize edilmiş acısına ise alışıyorduk. Acı, yıkıcı etkisini kaybedip, görsel bir şölene, izlencelik malzemeye dönüşüyordu. İzleyici acıya alışıp ona yabancılaşırken, bu fotoğrafların sahipleri Pulitzer gibi ödüllerle pekâla ödüllendirilebiliyordu.

Sontag’a sonuna kadar hak vermekle birlikte, bizi acıya yabancılaştıran ve duyarsızlaştıran tek şeyin savaş görselleri olmadığını da eklemek gerekir. Günümüzde haber fotoğrafçılarının acıyı estetize etme geleneklerini bilhassa Kürt Sorunu konusunda, yazılı basın ve köşe yazarları da paylaşıyor artık. Gün geçmiyor ki okurlarına insanlık dersleri veren, onları insanlığa ve vicdana davet eden bir köşe yazısıyla karşılaşmayalım. “İnsanlığa çağrı” retoriğinin köşe yazılarına ne zaman girdiğini tam hatırlamasak da, zirvesini Akp’nin iktidar olduğu 2002’den beri yaşadığını söyleyebiliriz  (1).

read more »

June 17, 2011

İyi, Kötü ve Çirkin Kürtler

by Ozge İspir

Devlet Nevruzu Kutladı

Özge İspir

Türkiye’de sadece görülmek istendiklerinde görülür olabilen hayaletler var. Bu hayaletler sadece görülür olmakla kalmıyorlar, onlarla ilgilenenler için bir vicdan aklama aracı olarak da kullanılıyorlar. Görülür olma sıklıkları ne kadar tehlike oluşturduklarıyla belirleniyor.[1] Bu hayaletler arasında en sık Kürtler vizöre giriyorlar. Çünkü Kürtler’in vizörden çıkma mevzusu diğerlerininki kadar kolay olmuyor. Çok daha kalabalıklar, dünya kamuoyunca meşrulaşmış silahlı örgütleri var, meclise milletvekili sokabiliyorlar ve hala büyük bir tehdit teşkil ediyorlar. Bu yüzden de çok daha görülür ve çok daha gündemdeler.

Kendilerini ve dertlerini göstermek için 90 yıldır, savaş dahil olmak üzere her yola başvuran bir halkın neden özellikle son 8-10 yıldır görülür bir mevzu olduğu, üzerinde düşünülmesi gereken bir konu. Bu 10 yılda ne yaşandı, nasıl bir toplumsal aydınlanma gerçekleşti ki görmezden gelinen kirli çocuklar birden bire arenalara salındılar ve onları görmeye karar veren kalemlerin duyarlılık malzemesi oldular? Cevap Türkiye’nin değişimiyse, neden bu değişimde içeriğe ilişkin bir ilerleme kaydedilmiyor, somut bir şey yapılmıyor ve bu mesele sadece bahsi geçen bir meseleden öteye gidemiyor? Kürtler’in siyasi talepleri, içeriği biraz değişmiş biçimde aynen devam ediyor. Değişen bir şey daha var. Artık hiç duyulmuyor değiller. Bahsediliyor ve duyuluyorlar. Fakat hala dinlenmiyorlar.

read more »

May 31, 2011

Seçim notları

by Azad Alik

Sırrı Süreyya ÖNDER
Alanlarda çalışırken hak ihlalleri bahsinde net bir tavrın içinde durmaya gayret ediyoruz.

Gelin görün ki bunu yaparken, kendimiz hiçbir mazeretle açıklanamayacak ihmaller ve özensizliklere düşüyoruz.

Böyle durumlarda yapılacak tek şey özür dilemek ve ders çıkarmaktır.

Bunu samimiyetle yapamayanlar “Bir hatayı büyütmek istiyorsanız onu savunun” sözündeki duruma düşerler.

Bu hataların birincisi, LGBT bireylerin durumuna dair seçim bildirgemizde yer alan yaklaşıma broşürümüzde yer vermemek şeklinde gelişti.

Bu hatanın nasıl bir trafik içerisinde vuku bulduğunu paylaşmak ve özür dilemek için LAMBDA Derneği’nde bir buluşma düzenledik.

Orada bütün açıklığıyla bunun hesabını verip özür diledim.

Çıkardığımız sonuç: Eşcinsellerin duyarlılıklarına, sorunlarına ve durumlarına daha yakın ve içeriden durmaya karar vermek şeklinde oldu.

Bu özürümün LGBT bireylerle sınırlı kalmaması için bunu kamoyuyla da paylaşmayı bir görev bildim. İkinci buluşma aralarında ağırlıklı olarak feministlerin bulunduğu kadınlarla oldu.

Böyle bir düşüncede olmamama rağmen, dilime sızan “Maço” kavramların kullanımından doğan sorunlar ve bunların vahameti dile getirildi.

read more »

%d bloggers like this: