Posts tagged ‘Cizre’

June 21, 2016

“Müzakerenin düğümü Suriye’de”*

by Azad Alik
vahap_coskun-mesut_yegen_1

Foto: Osman Kaytazoğlu (Al Jazeera)

[Editörlerin Notu: Azad Alik’te, Türkiye’nin inançlar, etnisiteler ve bölgelerarası eşitlik sorunlarına ve Türkiye Kürdistan’ı dahil yerinden yönetime ilişkin çözüm önerileri de içerecek yazı dizisinin 4. bölümü olarak Al Jazeera editörlerinden Semin Gümüşel Güner‘in Şehir Üniversitesi Sosyoloji Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Dr. Mesut Yeğen ve Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyelerinden Doç. Dr. Vahap Coşkun‘la yaptığı röportaja yer veriyoruz. Dizinin ilk iki bölümü Harran Üniversitesi Ekonomi Bölümü Öğretim Üyelerinden Prof. Dr. Nazım Kadri Ekinci’nin daha önce Serbestiyet’te de yayımlanmış yazılarından oluşuyordu. Dizi’nin Nuhat Muğurtay tarafından Azad Alik için yazılmış 3. bölümünü ise geçtiğimiz haftalarda yayımlamıştık. Bu yazılara HerkesİçinÖzerklik sayfasından erişebilirsiniz.]

Semin Gümüşel Güner

“Müzakerenin düğümü Suriye’de”

Al Jazeera’ye konuşan Mesut Yeğen ve Vahap Coşkun’a göre, müzakere çok uzak değil. Hukukçu Coşkun’a göre, müzakere kapısı hiç kapanmadı. Sosyolog Yeğen’e göre ise, Eylül – Ekim gibi konuşmak için yeni bir zemin oluşabilir. Her ikisine göre de, Suriye sahasındaki gelişmeler bir değişikliğe işaret ediyor.

7 Haziran 2015’ten bu yana sadece bir yıl geçti ama çok şey değişti. Çözüm süreci rafa kalktı, çatışmalara dönüldü. Onlarca can kaybının yanı sıra binlerce insan evlerini terk etmek zorunda kaldı. Aslen HDP’li milletvekillerini hedef alan dokunulmazlıkların kaldırılması tasarısı kabul edildi. Suriye’de ise ABD ve YPG ortak operasyonlar düzenliyor.

Bugünkü durumu Kürt meselesinde uzman iki isimle Şehir Üniversitesi’nden Prof. Dr. Mesut Yeğen ve Dicle Üniversitesi’nden Doç. Dr. Vahap Coşkun ile konuştuk. Her ikisine göre de, Suriye sahasındaki gelişmeler Kürt sorununun geleceği açısından çok önemli. Sosyolog Yeğen’e göre büyük bir ihtimalle Afrin ile Kobani arasında, Kürtlerin bir şekilde devamlılık sağladığı bir koridor oluşacak. Ama o koridor Halep’in kuzeyinde olacak, Türkiye sınırlarına kadar da ulaşılmayacak. Coşkun ise, ABD’nin Türkiye ve PKK’nin kırmızı çizgilerini uzlaştırmaya çabaladığı görüşünde.

Kürt meselesi açısından bakıldığında, geçen sene 7 Haziran’dan bu yana çok şey değişti. Şehir savaşları, hendekler bitti. Dokunulmazlıkların kaldırılması kabul edildi. Yeni bir askeri stratejiden söz ediliyor. Bugünkü durumu nasıl tanımlarsınız?

Mesut Yeğen: 7 Haziran’da ortaya çıkan tablo, esas olarak siyasetin, parlamentonun Kürt meselesinde öne çıkacağı bir tabloydu. Şimdi o tablo yok. Ne AK Parti içerisindeki Kürt meselesine dönük akıl bugün etkin, ne de HDP etkili. Biraz parlamentonun geri plana düştüğü, güvenlik siyasetinin öne çıktığı bir tablo. Ancak o tablonun içerisinde de belki yeni bir merhale oluşuyor.

Nasıl bir merhale bu?

Mesut Yeğen: PKK’nin açıklamalarından anlaşılan PKK şehir savaşını bitiriyor. Abdülkadir Selvi’nin yazılarından da anladığım kadarıyla, şehirde yürütülen ve PKK üzerinde de etkili olduğu görülen operasyonların bir benzerini de devlet kırsal bölgede de yapmak istiyor ya da en azından yapacağına dair mesaj vererek PKK’ye buraları “boşalt” diyor. Suriye’de yaşanacak gelişmelere, özellikle de ABD’nin PKK’ye önereceklerine ya da muhtemelen vereceği teminatlara bağlı olarak PKK bu yazı kırsalda çok şiddetli bir çatışmayla geçirmemeyi tercih edebilir. Ama Suriye sahasında PKK’nin kaldıracağı ve ABD’nin de garantisini vereceği türden bir durum oluşmazsa, PKK kırda da kalabilir ve şehir savaşlarını yürütürken yaptığı gibi araçlarla karakollara saldırma işini de gerçekleştirebilir. Ancak 90’larda gördüğümüz türden bir çatışma süreci yaşanacağını sanmıyorum.

Vahap Coşkun: 7 Haziran’da HDP’nin kendilerinin bile tahminlerinin ötesindeki başarısı, bu sorunun siyaset zemininde çözülebilmesi için çok iyi bir imkân ortaya çıkarmıştı. Maalesef bu imkân iyi bir şekilde değerlendirilemedi.

read more »

December 1, 2015

Em te ji bîr nakin*

by Azad Alik
12314580_1208767555804648_531297795082808227_o

Kaynak: https://goo.gl/dvpjpo


[
Editörlerin Notu: Diyarbakır Barosu başkanı, avukat ve insan hakları savunucusu Tahir Elçi, 28 Kasım’da, Diyarbakır’ın Sur ilçesindeki silahlı çatışmalarda zarar gören tarihi Dört Ayaklı Minare önünde yaptığı basın duyurusunda, “tarihi ve kültürel mirasa sahip çıkma” ve “silah, çatışma, operasyon istemiyoruz” çağrısı yapmıştı. Tahir Elçi, basın duyurusu için bulunduğu yerde kimliği henüz belirlenemeyen kişi/kişiler tarafından öldürüldü. Elçi, 15 Ekim 2015’te gazeteci Ahmet Hakan’ın CNN Türk’te yayınlanan Tarafsız Bölge programına katılmıştı. Konuklardan biri ya da birkaçı azınlık veya farklı etnik gruplardan kişilerse mutlaka devletin veya milliyetçi ideolojinin aktörleriyle karşı karşıya getirildiği bir formata sahip, bu itibarla yapısal bir yanlılık içeren bu programın yetkilileri, Tahir Elçi’nin katıldığı gün de onun karşısına MHP milletvekili Uygar Aktan’ı koymuştu. Aktan’ın “PKK’nin terör örgütü olup olmadığına ilişkin” tacizkar yorumları ile şekillenen bu tartışma sonrasında, Tahir Elçi sarf ettiği sözler nedeniyle linç kampanyasına maruz kaldı. Devamında, Elçi’ye, 23 Ekim 2015 tarihinde Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında Terörle Mücadele Kanununun (TMK) 7/2 maddesi uyarınca “Terör örgütü propagandası yapmak” suçundan kamu davası açıldı. Hakkında kaçma şüphesi nedeniyle çıkarılan yakalama kararı ardından, Elçi, sabahın erken saatlerinde Diyarbakır adliyesindeki baro odasında göz altına alınarak tutuklanma talebiyle İstanbul’da Bakırköy 1. Sulh Ceza Hakimliği’ne götürüldü. Duruşmada ise serbest bırakılarak, kendisine adli kontrol tedbiri uygulandı. Adli kontrol tedbirlerinden biri de yurt dışına çıkma yasağıydı. Elçi duruşmada yaklaşık 3 saat ifade verdi. Elçi’nin yurt dışı yasağı öldürülene dek geçerli kaldı.

Tahir Elçi’nin öldürülmesinden duyduğumuz üzüntü ve öfkeyi ifade etmek oldukça zor. Elçi, meslek hayatının büyük kısmını insan hakları savunuculuğu, köy boşaltma, işkence ve zorla kaybetme (“faili meçhul”) davalarının avukatı olarak geçirmişti. Tahir Elçi’nin anısına, onun CNNTürk’te sarfettiği görüşler nedeniyle, ifade özgürlüğü hiçe sayılarak TMK’dan yargılandığı mahkemede verdiği ve İMCTV tarafından daha önce yayımlanmış savunmayı  yeniden  yayımlıyoruz. Savunma, Türkiyeli okurlar için sadece bir ifade özgürlüğü ve hukuk dersi değil; aynı zamanda 2012 sonlarında başlayan, pek çok iniş çıkışa rağmen devam eden üç senelik Çatışmasızlık ve Çözüm sürecinin ve 2015 Temmuz’undan başlayan silahlara dönüş ve çatışma döneminin hakkaniyetli bir değerlendirmesi de.

Tahir Elçi, Kürdistandaki pek çok sivil toplum lideri gibi, barış ve çözüm sürecine verdiği yapıcı destek ve çatışma döneminde tarafların sorumluluk ve hatalarını olduğu gibi cesurca ortaya koyan tespit ve çağrılarıyla, eğer bir gün Türkiye ve Kürdistan’da barışın tarihi yazılacaksa bunun önde gelen isimlerinden biri olarak yerini alacaktır. Tahir Elçi, devletin Kürtlerin yoğun olarak yaşadığı topraklarda sürdürdüğü adaletsizlik, şiddet ve tahribatla ulusal ve uluslararası mecralarda yargı yoluyla mücadeleye hakkı ödenemeyecek katkılar sundu. Kaybımız çok büyük!  

Tahir Elçi, kendisine isnat edilen suça karşı mahkemede verdiği bu savunmada, son zamanlarda Türkiye’deki kamusal alanda rastlamadığımız kadar berrak, net, sağduyulu ve analitik bir şekilde Türkiye’nin güncel tarihini, devleti, Kürdistan’ı ve “Kürt meselesini” anlatıyor bize… Türkiye’de anaakımdan farklı fikirler ortaya koyan ve kalıcı bir çözümü inşa etmenin yollarını cesaretle arayan kişiler sokakta rahatlıkla öldürülüyor ve faillerine ulaşılamıyorsa, burada kurumları, yasaları, siyaset-hukuk ve güvenlik aktörleri, toplumu ve medyası ile birlikte hepimizi topyekün sorumlu kılan bir suç var demektir. ]

read more »

%d bloggers like this: