Posts tagged ‘Holocaust’

September 19, 2014

(Ab)using the Holocaust: Commemoration and Politics of Denial in Turkey*

by Azad Alik
Commemoration of the International Holocaust Remembrance Day on January 27 at Kadir Has University in Istanbul, Turkey. (Photo: courtesy of Șalom newspaper in Turkey)

Commemoration of the International Holocaust Remembrance Day on January 27 at Kadir Has University in Istanbul, Turkey. (Photo: courtesy of Șalom newspaper in Turkey)

Corry Guttstadt

This year marks the first time that the International Holocaust Remembrance Day on January 27, the day of the  liberation of Auschwitz by the Red Army, was commemorated in Turkey in a semi-official manner.[1] The Deputy Foreign Secretary, Naci Koru, attended a ceremony at Kadir Has University; Foreign Secretary Ahmet Davutoğlu and the secretary in charge of EU membership negotiations, Mevlüt Çavușoğlu, sent statements but were not present in person. It is astounding that both the Turkish-Jewish newspaper Șalom and several English-language newspapers and blogs reported almost gushingly on the ceremony. Yet, if one reads these politicians’ statements, it becomes evident that the Holocaust Remembrance Day is misappropriated here in order to – once again – deny the existence of anti-Semitism, as well as of racism and discrimination in general, in Turkey, to celebrate the myth of Turkey’s “rescue of the Jews,” and to deny the Armenian genocide.

read more »

Advertisements
September 15, 2014

Holocaust’un “Fayda”ları: Hatırlama, Banalleştirme, İstismar*

by Azad Alik
Kadir Has Üniversitesi'nde 27 Ocak 2014'te ilk kez düzenlenmiş Uluslararası Holocaust'u Anma Törenl (Foto: Alberto Modiano, Şalom Gazetesi)

Kadir Has Üniversitesi’nde 27 Ocak 2014’te ilk kez düzenlenmiş Uluslararası Holocaust’u Anma Töreni (Foto: Şalom Gazetesi)

Corry Guttstadt

Bu yıl Auschwitz’in Kızılordu tarafından kurtarıldığı tarih olan 27 Ocak’taki uluslararası anma günü, Türkiye’de ilk defa yarı resmî bir kabul gördü.[1] Kadir Has Üniversitesi’nde düzenlenen törene Dışişleri Bakan Yardımcısı Naci Koru katıldı; Dışişleri Bakanı Ahmet Davutoğlu ve AB’yle ilişkilerden sorumlu devlet bakanı Mevlüt Çavușoğlu açıklamalar yayımladılar. Gerek Șalom’da, gerekse İngilizce yayımlanan birçok gazete ve blogda bu tören hakkında çıkan haberlerin abartılı denebilecek kadar olumlu olması, şaşırtıcıdır. Zira politikacıların açıklamalarını okuduğunuzda, Türkiye’deki antisemitizmi (ve genel olarak ırkçılığı ve ayrımcılığı) bir kez daha inkâr etmek, Türkiye’nin gûya “Yahudileri kurtardığı” mitosunu terennüm etmek ve Ermeni jenosidini inkâr etmek üzere, anma gününü istismar ettiklerini görürsünüz.

read more »

December 27, 2011

Soykırımı inkâr ve Fransa’ya hücûm!.

by Azad Alik
Recep Maraşlı
Fransız Ulusal Meclisi’nde 22 Aralık 2011 günü kabul edilen ve kısaca “Fransa’nın yasayla tanıdığı soykırım suçlarının kamuoyu önünde övülmesi, savunulması ya da inkârını” yasaklayan yasaya, Türkiye resmi düzeyde öylesine ölçüsüz bir tepki gösteriyor ki; 1999’da Öcalan Roma’da misafir edildiğinde, Türkiye’deki cahil kalabalıkların İtalya’dan ithal edilen portakalların üzerinde tepindikleri millî histeri günlerine geri dönüldü adeta. AKP ile hiçbir konuda bir araya gelemeyen CHP ve MHP bu konuda kutsal milli ittifak kurmada bir an bile gecikmediler. Tabii ki Perinçek ve Kerinçsiz’in gibilerin eksikliği yine de belli oluyor!

Bütün bunlara çoğu liberal, demokrat ve sosyalist aydından örtülü bir onay gelmesi Türkiye’nin düşünce iklimini göstermesi bakımından oldukça öğretici. Onlar da Fransa parlamentosunun kötü bir şey yaptığını, en azından üzerine vazife olmayan bir işe soyunduğuna iman etmiş olmakla beraber, meselenin içeride kendi aramızda halledilmesi gerektiğine vurgu yaparak diğerlerinden ayrılıyorlar.

Fransa’nın elinin temiz olmadığı, öncelikle başta Cezayir olmak üzere sömürgelerinde işlediği insanlık suçlarıni temizlemesi gerektiği; Sarkozy yönetiminin seçim yatırımı yaptığı ve Ermeni oylarını avlamak için bu yasayı gündeme getirdiği söylemleri de en çok dile getirilen argümanlar.

Yazının devamı için http://www.gelawej.net/index.php?option=com_content&view=article&id=2476%3Asoykrm-inkar-ve-fransaya-huecum&catid=76%3Arecep-maral&Itemid=70

 

December 9, 2011

The Endlessness of Crime and Apology

by Talin Suciyan

Translated by Vartan Matiossian

Last week, Turkey’s Prime Minister Erdogan’s statement about Dersim was immediately well received in the mainstream press, and we had to wait until the weekend to read more critical articles about it. Two articles by Ayşe Hür and Prof. Taner Akçam were like an “introduction to the literature of apology,” especially for the Prime Minister himself.[1] There may be aspects in both articles that are worth discussing, but what I want to deal with now is something quite different.

First and foremost, by apologizing you cannot undo things that have already happened. In other words, no one can be cleared of a crime, or have himself/herself absolved of it, just because he/she apologized and expressed repentance, especially if it is a genocide – a crime that has achieved the purpose of annihilating a certain group of people in line with a carefully planned and organized manner. Apology is about repentance for a situation which is irreversible and the responsibility borne in connection with it. Be it an apology given to the people of Dersim, or Armenians, or Assyrians, or Pontic and Asia Minor Greeks, or the victims of systematic torture, or Alevis, or Kurds, an apology duly given is not an end in itself, but the beginning of an endless journey against regeneration of denial by the state and amongst the general public. This is because Turkey will never be the society that it was before 1915, just like Germany will never be the Germany

read more »

December 3, 2011

Suçun ve özrün sonsuzluğu

by Talin Suciyan

Willy Brandt Varşova Getto'su anıtında özür dilerken

Geçtiğimiz hafta Başbakan Erdoğan’ın Dersim ile ilgili sözleri hemen ertesinde anaakım medyada  son derece olumlu karşılanırken, haftasonuna doğru daha eleştirel yaklaşımları içeren yazılar da okuyabildik. Ayşe Hür’ün ve Prof. Taner Akçam’ın Taraf Gazetesi’nde yayımlanan yazıları özellikle Başbakan için “özür literatürüne giriş” niteliğindeydi. Her iki yazıyla da ilgili tartışılacak noktalar elbette ki var, ancak bu yazının amacı farklı.

Öncelikle, özür dilemek olanı olmamış yapmaz. Yani kimse özür diledi, pişmanlık ifade etti diye suçtan kurtulmaz, suçtan arınmaz. Hele de sözkonusu olan, soykırım gibi planlı, örgütlü bir insan topluluğunu yok etmeyi amaçlamış ve amacına ulaşmış suçlarsa. Özür, bir durumun geri döndürülememesinden duyulan nedamet ve bundan doğan sorumlulukla ilgilidir. Yani özür dileyen aslında, sonsuz bir yola çıkar, çünkü felaket sonsuzdur. İster Dersimlilerden, ister Ermenilerden, ister Süryanilerden, ister Rumlardan, ister sistematik işkence kurbanlarından, ister Alevilerden, ister Kürtlerden kimden isterseniz özür dileyin, usulünce dilenmiş özür bir son değil, inkarın toplumda ve devlette yeniden kök salmasını engellemek için çıkılan sonsuz bir yolun başlangıcıdır ancak. Çünkü, Türkiye bir daha asla, 1915 öncesindeki topluma sahip olmayacaktır.

read more »

May 6, 2011

One Hundred Years of Abandonment

by Azad Alik

By Ayda Erbal and Talin Suciyan

The Armenian Weekly
April 2011 Magazine

The history of the Ottoman Armenians in the 19th century[1] is a history of great promises but also of greater abandonment. More than 200 Ottoman-Armenian intellectuals who were arrested the night of April 24, 1915 and the two weeks that followed possessed the damning knowledge that they were left alone. Zohrab’s Unionist friends, with whom he had dined and played cards, would choose not to stop his assassination. But abandonment will not abandon the Armenians. The survivors in the camps of Mesopotamia were alone, as were those hiding in the secluded mountains or villages of Anatolia. And those who survived through conversion or forced concubinage were left alone not only in the summer of 1915, but also in the hundred years that have followed.

turkey 300x211 Erbal and Suciyan: One Hundred Years of AbandonmentThe surviving Istanbul-Armenians who staged a book-burning ceremony were on their own
too.[2] Compelled to imitate the Nazi party’s book-burning campaigns, they would gather in the backyard of Pangalti Armenian Church, build a book-burning altar, put Franz Werfel’sThe Forty Days of Musa Dagh, along with his picture on the altar, and burn it to the ground. As a last act of symbolic perversion forced upon them, they would not only denounce the author, but also denounce the book’s content, hence denouncing themselves and denying their own history.Hayganus Mark, Hagop Mintzuri, Aram Pehlivanyan, Zaven Biberyan, Vartan and Jak Ihmalyan, and the less famous all shared a similar fate, which happened to be that of Hrant Dink too: abandonment.[3]
For more see :
%d bloggers like this: